Bolu
kazasında bir karakolhane, 210 cami ve mescit, 211 mektep, 16 medrese
ve kütüphane, 23 tekke ve zaviye ve bir imaret, 2 kilise ve 647 dükkân,
13 fırın, 37 han, 8 hamam, 88 değirmen ve 5517 anbar ve samanlık
bulunmakta idi.
19. yüzyılın son
on yılında Bolu’da 4 cins buğday, arpa, karıklı ve kablıca adı verilen
ince taneli sert buğday, mısır, çavdar, fi, purçak, yulaf, darı,
mercimek, nohut, merdek ?, tütün, haşhaş, keten, kendir, ceviz, kiraz,
dağ çileği, ahu dudu, elma, armut, erik ve her türlü sebze ve meyveden
ibaret olup özellikle diğer yerlerdeki fındıktan farklı olarak bir nevi
güzel fındık çıkar. Aynı tarihlerdeki sanayi ürünlerine gelince; yerli
kırbası ve içeride sarf olunan aba, çorap gibi şeyler olup, her nevi
kereste ve bakırdan karlık, çay ibriği ve sair ibrikler dahi imal
olunur. Ticaretine gelince; Bolu’nun ticarî işlemleri daha önce
zikredilen kereste üretimi ve nakliyatıyla tiftik, bazen afyon
ihracatından, diğer işlemleri de iç pazarlarda alınıp verilen sıradan
mallardan ibarettir. Bundan başka Osmanlı ülkesinin birçok yerlerinde
yayılmış ve ülke ekonomisine büyük katkıları olmuş olan ipek
kozalarından burada dahi tarımla uğraşanlar ve diğer toprak sahiplerinin
yararlanmalarını sağlamak için hükümetçe teşviklerde bulunulması
üzerine; Geyve ve Adapazarı taraflarından getirtilip, tahminen 40 dönüm
(40.000 metre kare) arazi üzerine geçen yıl ve bu yıl 30.000 kadar tut
fidanı dikilmekle, sahipleri tarafından böcek tohumu uyandırılarak
gayret ve çabalarının ilk ürünü olmak üzere çokça koza üremeye başlamış
ve bundan dolayı diğer arazi sahiplerinin de şevk ve istekleri uyanarak,
Allah’ın yardımıyla, gelecek yıl birçok fidan daha dikileceği kuvvetle
muhtemeldir. Ülkenin kalkınmasında başlıca servet kaynağı sayılan
ipekçilik sanatından dahi ileride ülke ticaretinin genişleyeceği ümidi
herkesçe şükran vesilesi olmaktadır[5].
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder