Social Icons

Pages

20 Ocak 2013 Pazar

Düzce Tarihi 11

DÜZCE İLİ KÜLTÜR VE TURİZİM
Kültür ve Turizm
Konuralp Müzesi içinde ise birinci katta bölgede bulunan toprak ve metal eşyalar heykelcikler, ikinci katta silahlar, etnoğrafik değerler, yöresel kıyafetler, gelin odası, ev mekânı cansız manken kompozisyonları ile sergileniyor. Müzede 1789 adet arkeolojik, 456 adet etnoğrafik ve 3837 adet sikke olmak üzere toplam 6082 adet eser bulunuyor. Düzce İlimiz Türk Kültürü özelliği açısından oldukça zengindir. Çünkü burada yaşayan halk Kafkas göçmenleri ve Doğu Karadeniz’den gelen ve yerleşik halktan oluşan insanlarla bir Cumhuriyet şehrimizdir.

KÜLTÜREL DEĞERLERİMİZ

Konuralp Müzesi

Konuralp Müzesi içinde ise birinci katta bölgede bulunan toprak ve metal eşyalar heykelcikler, ikinci katta silahlar, etnoğrafik değerler, yöresel kıyafetler, gelin odası, ev mekânı cansız manken kompozisyonları ile sergileniyor. Müzede 1789 adet arkeolojik, 456 adet etnoğrafik ve 3837 adet sikke olmak üzere toplam 6082 adet eser bulunuyor.

YÖRE MUTFAĞI

Düzce İlimiz Türk Kültürü özelliği açısından oldukça zengindir. Çünkü burada yaşayan halk Kafkas göçmenleri ve Doğu Karadeniz’den gelen ve yerleşik halktan oluşan insanlarla bir Cumhuriyet şehrimizdir.

Çerkezlerin Çerkez Tavuğu, Lepsisi, Mamursası ile Halujları

YÖRESEL EL SANATLARI

El sanatlarıyla ilgili pek çok gelişmiş iş yeri, atölye ve Tarım Bakanlığına bağlı El Sanatları Kooperatif Merkez Okulu vardır. Unutulan veya gündemdeki yöresel el sanatları ile ilgili her türlü işlemecilik vardır. Ayrıca satış reyonları da mevcuttur. Özellikle ağaç sanayi gelişmiş olduğu için; ağaç üzerine her türlü işlemeler, yapılar mevcuttur. Bakacak yöresinin ‘çotora’ denilen ağaçtan yapılma su testileri,sehpalar,çeşitli süs eşyaları başlıcalarıdır.Ankara-İstanbul yolu üzerinde tesislerde bunların pazarlaması yapılmaktadır.

Ayrıca silah sanayi de özellikle av tüfeklerinde ve tabanca işlemelerinde tanınır. El yapımı silah işlemeciliği ve el yapımı av tüfeklerinde de, silahta da oldukça gelişmiştir.

YÖRESEL GİYSİ VE OYUNLAR
Geleneksel özellikte halk giysileri,günlük yaşamda artık kullanılmamaktadır.Özgün giysilere ancak dağ köylerinde rastlanmaktadır.Halk müziği aletlerinin en yaygın olanı kemençedir.

YÖREYE ÖZGÜ ÜRETİM
Düzce’nin tütün ve çimen kolonyaları yörenin spesiyaliteleri arasında en tanınmış olanıdır.

YÖRESEL TARIM ÜRÜNLERİ
Kestane, kestane balı,acı bal,süt ürünleri (Abhaz,Çerkez peyniri,isli peynir) ,dağ çileği ve reçeli,böğürtlen ve reçeli,ıhlamur.Karadeniz’den gelen ve yerleşik r Cumhuriyet şehrimizdir.

AKÇAKOCA

Bölgede yapılan kazılar sonucu bulunan antik eserler M.Ö. 1200 yıllarında Trakya yolu ile Anadolu’ya geçen Trak Kabilelerine ait olduğu tahmin ediliyor. Romalılar ve Bizanslılar döneminde Diapolis adını taşıyan Akçakoca 13. asırda 4. Haçlı Seferleri sırasında Cenevizlilerin eline geçmiş. Osmanlıların Anadolu’ya gelmeleri ile başlayan dönemde, Türklerin akınlarına dayanamayan Ceneviz ve Bizanslılar yöreyi terk etmek zorunda kalmışlar. Akçakoca’nın zapt edilmesi 1323 yılında Orhangazi’nin komutanlarından Akçakoca Bey tarafından gerçekleştirilmiş. 1692’ye kadar Bolu Sancak Beyliği’ne bağlı bir voyvodalık halinde idare edilen Akçakoca, 23 Haziran 1934 tarihinde ilçe olmuş.

Tarihi Ceneviz Kalesi

Kalenin batısı ve doğusunda bulunan plajlar ve kale etrafında bulunan çay bahçesi sayesinde hiç yalnızlık çekmiyor. Konumu itibariyle yıl boyunca ziyaretçi akınına uğrayan kale moloz taşlarla bir burun üzerine inşa edilmiş. Kesin kanıt olmamakla beraber Cenevizliler tarafından yapıldığı söylenen kale günümüzde mesire yeri olarak kullanılıyor

Fakıllı Mağarası
Fakıllı Mağarası Akçakoca İlçe’si Fakıllı Köyü’ndedir. Akçakoca ilçe merkezine 8 Km. mesafededir. Halen doğal özellikleri taşıyan mağaranın içinde çeşitli yönlere giden galeriler ve yoğun ilgi çeken sarkıt ve dikitler vardır.Birinci derecede doğal sit alanıdır.Mevcut düzenlemelerle ziyarete açıktır. Akçakoca Kaymakamlığımızca Fakıllı Mağarasının turizme kazandırılması çalışmaları yapılmış; Bakanlığımızca ortak çalışma devam etmektedir.2007 yılı için Valiliğimiz İl Özel idaresinden ödenek ayrılmış olup, çevre düzenlemesi ve altyapısı ıslah çalışmaları devam etmektedir

Plajlar
Kalenin sağı ve solunda iki küçük koy ve kumsallı plajlar yer alıyor. “Yalıyarlar” olarak isimlendirilen plaj, baklava misali kat kat dizilmiş kaya oluşumu ile dikkat çekiyor. Diğer plaj ise daha uzun kumsalı, sahile gelenlerin ihtiyaçlarını karşılayacak üniteleri ile rağbet görüyor. 30 km.’lik kıyı bandına sahip Akçakoca da Martı, Tersane, Bulaklı, Köy Hizmetleri, Değirmenağzı, Çınaraltı ve Çuhalı plajları ilçe merkezi içinde oluşları nedeniyle daha fazla konuk ağırlarken, sakin yer arayanların tercihi ise Çayağzı, Kumpınar, Akkaya Köyü, Edilli Ağzı Plajı, Melenağzı Köyü Plajı, Karaburun Köyü ve Plajları oluyor. Melen çayının denize döküldüğü yere ismini veren Melenağzı’nda, su çok sığ. Özellikle çocuklarıyla tatil yapanlar

NASIL GİDİLİR VE NE YENİR:
Ankara ve İstanbul yönünden gelenler için Akçakoca geniş ve rahat yollarla kolay ulaşım sağlanıyor. Güzergâh boyunca aşırı hıza uygun olmayan iniş ve çıkışlara rastlanıyor. Akçakoca Düzce'ye 37 km lik asfalt yol ile bağlı. Akçakoca'nın, kent girişini anımsatan yolu tatil merkezine yakışan güzellikte. Çevre yolu estetik ve kullanışlı, yayla yolları bile araçla kullanılabilir düzgünlükte, çevre ilçelere, mesire yerlerine asfalt yollarla bağlanıyor. Akçakoca sahil boyunca uzanan çınarların gölgesinde uzanan yürüyüş bandı, yaz aylarında araç trafiğine kapatılıp, rahat ve güvenli bir gezi alanı olarak kullanıma sunuluyor

Düzce Tarihi 10

Makaleler ve Sempozyumlar:
1247-1277 Tarihli Kayseri Müfredat Programına Göre Kayseri ve Tabi Yerleşim Yerlerinde Nüfus Dağılımı 1831-1860, Acta Viennesia Ottomanica, Wien, Aralık 1999, p.199-207.
2. 17. ve 18. Yüzyıllarda Kayseri Kadı Sicillerine Göre Zımmiler Üzerine Bazı Düşünceler, XII. Milletlerarası Osmanlı Öncesi ve Osmanlılar Dönemi Sempozyumu, 9-13 Eylül 1996, Prague.
3. Anadolu’da Nevruz Örneklemeleri, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Yayınları, Kahramanmaraş 2003, s. 7-20.
4. Anadolu’dan Türkistan’a, VI. Türk Devlet ve Toplulukları, Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı Bildirileri, Ankara Temmuz 1999.
5. Âşık Paşa’ya Göre Birlik ve Beraberliğin Önemi, Türk Yurdu, S. 113, Ocak 1997, s. 26-31.6. Atatürk’e Göre Milliyetçilik ve Bağımsızlık, III. Uluslararası Atatürk Sempozyumu, 3-6 Ekim 1995, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti.
Atatürk'ün Diğer Liderlerle Mukayesesi, Silahlı Kuvvetler Dergisi, S. 318, Ankara 1988, s. 215-228.
8. Bir Abide Şahsiyet: Prof. Dr. Bahaeddin Ögel, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayını, İstanbul 1995, s. 97-104.9. Bosna Hersek ve Batı Medeniyetinin İnsanî Boyutu, Türk Yurdu, S. 85, Eylül 1994, s. 53- 56.
Cemiyetimizde Köroğlu Tipi, Bolu’da Halk Kültürü ve Köroğlu Uluslar arası Sempozyumu, 11-12 Ekim 1997, Bolu İzzet Baysal Üniversitesi Yayınları, Bolu 1998.
Cumhuriyet ve Temel Ülküleri, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 14, Yıl: 2003/1, Kayseri, s. 5-9.
Cumhuriyetimizin Derinlik Boyutu, Türkeli Dergisi, Sayı: 4, s. 14-17, Kayseri 1999.
13. Cumhuriyetin Derinlik Boyutu, 75. Yıl Armağanı, Kayseri 1999.
Cumhuriyetin Kurucularında Millet ve Milliyetçilik, Türk Dünyası Araştırmaları, S. 66, İstanbul 1990, s. 31-60.
15. Çanakkale Muharebeleri-Osmanlı Devleti ve Dış Dünya Bakımından Sonuçları, Çanakkale Muharebelerinin 82. Yıl Sempozyumu, 18 Mart 1997, Mersin.
Damad İbrahim Paşa (1662-1730), Nevşehir Valiliği ve Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından düzenlenen panelde sunulmuştur.
17. Emperyalizm ve Ön Asya, Beşinci Askerî Tarih Semineri Bildirileri II, 23-25 Ekim 1995, Ankara Genel Kurmay Basımevi, 1997, s. 300-308.
Fetih Öncesinde ve Sonrasında Sivas, Selçuklular Döneminde Sivas Sempozyumu (29 Eylül-01 Ekim 2005), Sivas.
Halifelik Müessesesinin Tarihî Gelişimi ve Kaldırılması, Erciyes Dergisi, S. 143, s. 14-18, Kayseri.
İrfan Dünyamızın Zirvesi Ali Emîrî Efendi, Diyarbakır.
İstanbul’un Fethinin 550. Yıl Dönümü Münasebetiyle, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 14, Yıl: 2003/1, Kayseri, s. 3-4.
Kayseri / Akçakaya’dan İstanbul’a Sakıp Sabancı, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 16, Yıl: 2004/1, s. 1-3.
23. Kayseri Yöresindeki Aşiretlerin İskânı Hakkında, I. Kayseri ve Yöresi Tarih Sempozyumu, 11-12 Nisan 1996, Kayseri 1997, s. 193-205.
Kul Gelip Paşa Gidenler, Kayseri.
Lozan Barış Antlaşması İle İkili Anlaşmalarda Türk ve Rum Azınlıkların Statüsü, Askeri Tarih Bülteni, S. 39, Ağustos 1995, s. 1-11.
M. Kemal Paşa'nın Kendisine Müşirlik Rütbesi ve Gazilik Ünvanı Verilmesi Dolayısıyla Annesi ile Mektuplaşması, Silahlı Kuvvetler Dergisi, S. 307, s. 34-39, Ankara, 1987.
Mancusunlu Mustafa Remzi Cebeci Bey (1886-1961), IV. Kayseri ve Yöresi Tarih Sempozyumu (10-11 Nisan 2003), Kayseri 2003, s. 351-359.
Mehmed Âkif Ersoy ve Hakkın Sesleri, Ölümünün 60. Yılında Mehmet Akif Ersoy Sempozyumu, 25 Aralık 1996, Yayın yeri ve Tarihi: Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayını, S. 8, Kayseri, 1999, s. 85-96.
Mehmet Âkif Ersoy’a Göre Doğu’nun Geri Kalmışlığının, Batı’nın Gelişmişliğinin Eğitim-Öğretim İle İlişkisi, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 18, Yıl: 2005, Kayseri.
30. Mehmet Akif’e Göre Osmanlı Cemiyetini Oluşturan İnsan Tipleri ve Bunların Balkan Savaşı’nın Sonuçlarına Bakış, Ölümünün 59. Yılında Mehmet Akif Ersoy Paneli, 27 Aralık 1995.31. Millî Mücadele Döneminde Faaliyet Gösteren Felah Grubu, Türk Dünyası Tarih Dergisi, S. 37, İstanbul 1990, s. 4-11.
Millî Mücadele'de Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Kuva-yı Milliye İçin Nakdî Yardım Göndermesi, Türk Yurdu, S. 22, İstanbul 1988, s. 20-23.
33. Osmanlı Devleti’nin Kuruluşunun 700. Yıldönümü Kutlamaları Hakkında, Türk Dünyası Kurultayı, Denizli 1999, Yayın yeri ve tarihi: Ankara Ocak 2000.
34. Osmanlı Toplumsal Hayatına Ait Tesbitler (Kayseri ve Yöresi), Türk Yurdu, S. 148-149, Aralık 1999-Ocak 2000, s. 134-139.
Osmanlı Toplumsal Hayatında Vakıflar, Vakıflar Bölge Müdürlüğü ve Niğde Üniversitesi Rektörlüğü tarafından düzenlenen Vakıflar Haftası’nda sunulmuştur.
Sadri Maksudi Arsal’ın Türk Soyu ve Orta Asya Türk Devletleri Hakkında Düşünceleri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kuruluş ve Gelişmesine Hizmeti Geçen Türk Dünyası Aydınları Sempozyumu 23-26 Mayıs 1996, Kayseri, s. 363-371.
Selçuklu Devri Kaynakları Olarak Vakfiyeler, Kayseri Vakıflar Bölge Müdürlüğü, XX. Vakıflar Haftası, Kayseri 2003, s. 19-23.
Selçuklular Döneminde Sivas Sempozyumuna Dair Notlar (29 Eylül-01 Ekim 2005).
Suriye’deki Türk Varlığına Dair Gözlemler, Polis Dergisi, Sayı: 38, Ankara 2004, 7 sayfa.
Tarih Bölümü Güneydoğu Anadolu Gezisi Notları (16-20 Mayıs 2005).
41. Türk Devlet Geleneğine Göre Devlet Başkanının Özellikleri ve Görevleri, Prof. Dr. Bahaeddin Ögel Anma Programı, 7 Mart 1995, İnönü Üniversitesi, Prof. Dr. Abdulhaluk M. Çay Armağanı, C. I, Ankara 1998.42. Türk Dünyası’nın Dünü ve Bugünü Hakkında, Bahaeddin Ögel’i Anma Sempozyumu, 3 Haziran 1993, Fırat Üniversitesi, Elazığ.43. Türk İnkılabı Öncesinde ve Sonrasında Kadınımız ve Ailemiz, 75 Yıl Armağanı, Kayseri 1998, Yayın yeri ve tarihi: Kayseri Ekim 1999.
Türkçeci Bir Bilge Önder Şeyh İbrahim Tennûrî, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 11, Yıl: 2001, Kayseri, s. 39-60.
Türkçeci Bir Bilge Önder Şeyh İbrahim Tennurî, Uluslararası Türk İnanç Önderleri Kongresi 23-28 Ekim 2001, Türksev Yayınları, Ankara 2002, s. 557-582.
Türkiye-Pakistan Dostluğunun Millî Mücadeledeki Tezahürleri, Türk Dünyası Tarih Dergisi, S. 37, İstanbul 1990, s. 42-49.
Türklerde Hakimiyetin Tarihî Temelleri, Milli Hakimiyetin İktisadi, Sosyal ve Kültürel Temelleri Sempozyumu Tebliğleri, Türk Kooperatifçilik Kurumu Yayınları, Ankara 1994.
48. Vakıf ve Kayseri’de Paşa Vakıfları, III. Kayseri ve Yöresi Tarih Sempozyumu (6-7 Nisan 2000), Kayseri 2000, s. 315-324.
XII. Yüzyılda Doğu ve Batı Dünyasının Genel Görünümü, Fırat Üniversitesi Beleg Gazi ve Dönemi Sempozyumu, Ekim 2004, Elazığ.
XIX. Yüzyılda Pazarlar, Hanlar ve Mesleklerin Toplumsal Dağılımı (Kayseri Örneği), III. Uluslararası Ahilik Kültürü Sempozyumu, Kayseri 2004.
Yeni Bir Dünya Görüşü Olarak Atatürkçülük, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 17, Yıl: 2004/2, Kayseri, s. 1-8.
52. Yeni Dünya Düzeninde Türk Devlet ve Topluluklarının Yeri, 5. Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı, 11-13 Nisan 1997, İstanbul.53. Ziya Gökalp’in Üç Teklifinin (Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak) Türkiye Cumhuriyeti’nde Uygulanması, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S. 5, Kayseri 1994, s. 69-75.54. Ziya Gökalp'te Vatan Kavramı, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S. 4, Kayseri 1991, s. 443-452.

Düzce Tarihi 9

Düzce Redif Taburu Ümera ve Zâbitânı: Hassa Ordu-yı Hümayununa mensup birinci Bursa Fırka-i Askeriyesinin ikinci İzmit livasının Bolu dördüncü alayının ikinci Düzce Taburu: Binbaşı Mehmed Es’ad Efendi: 4. dereceden Mecidî Yunan madalyası,

Kolağası Hüseyin Nuri Efendi: 4. dereceden Osmanî, 4. dereceden Mecidî Plevne ve Yunan madalyaları,

Tabur kâtibi: Osman Hâlit Efendi: Yunan madalyası sahibidir.

a. Birinci Bölük: Yüzbaşı Mehmed Efendi: 5. dereceden Mecidî Girit, Rusya ve Yunan madalyaları. Mülazım-ı Evvel: münhal. Mülazım-ı Sani: Abdülkâdir Efendi: 5. dereceden Mecidî Yunan madalyası sahibidir.

b. İkinci Bölük: Yüzbaşı Mehmed Emin Efendi: Rusya ve Yunan madalyaları sahibidir. Mülazım-ı Evvel: Şükrü Efendi: Yunan madalyası sahibidir. Mülazım-ı Sani: İbrahim Edhem Efendi: Yunan madalyası sahibidir.

c. Üçüncü Bölük: Yüzbaşı Salih Ağa: Yunan madalyası sahibidir. Mülazım-ı Evvel: Yakup Efendi: 5. dereceden Mecidî Yunan madalyası sahibidir. Mülazım-i sani: Osman Efendi: Yunan madalyası sahibidir.

d. Dördüncü Bölük: Birinci Yüzbaşı: Mustafa Efendi: Girit ve Yunan madalyaları sahibidir. İkinci Yüzbaşı: Hüseyin Efendi: Girit ve Yunan madalyaları sahibidir. Mülazım-ı sani: Mehmed Emin Efendi: Gümüş, İmtiyaz ve Yunan madalyaları sahibidir[27].

1899 Tarihli Kastamonu Vilâyet sâlnâmesi basılıp yayınlanacağı sırada Kastamonu’yu şereflendiren ANADOLU VİLÂYÂT-I ŞAHANESİ Genel Müfettişi, Yaver-i Ekrem Hazret-i Şehriyâri, Devletlu Şakir Paşa Hazretleri ile beraberindeki memurlarını tebriken ve ilâveten isim ve rütbeleri aşağıda gösterilmiştir[28]:
Memuriyet Esami Rütbe Tarihi İmtiyaz-ı Osmanî Tarihi Mecidî Tarihi
Müfettiş Şakir Paşa Müşir - Murassa - Murassa -
1. Maiyet memuru Şura-yı Devlet üyelerinden Dâniş Bey Efendi Bâlâ 9 Ramazan 1315 (M. 1897) 3 25 R. Ahir 1304 (M. 1886) 4 7 Şevval 1299 (M. 1882)
2. Maiyet memuru Tahran Büyükelçiliği müsteşarı Hasib Bey Efendi Ulâ Evveli 9 Zilkade 1897 3 10 Şevval 1885 3 7 Recep 1885
Yardımcı Şura-yı Devlet Maliye dairesi üyesi Mavro Kuridato Efendi Ulâ sanisi 9 Ramazan 1897 - - - -
1. Mukayyit Abdülvehhâb Rüştî Efendi Mütemayiz - - - 4 -
2. Mukayyit Tevfîk Efendi Mütemayiz - - - - -
Tahrirat Kâtibi Hakkı Efendi Salise - - - - -
Müsevvid Rıza Efendi - - - - - -
Refîk Abdullah Efendi Rabia - - - - -
Doktor İbrahim Efendi Sağ Kolağası - - - - -

* Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi
[1] Türkiye Ansiklopedisi, C. 2, s. 204; C. 6, s. 155, Ankara 1958.
[2] Hasan Duman, “Osmanlı Sâlnâmeleri ve Nevsâlleri Bibliyografyası ve Toplu Kataloğu”, C. 1, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1999, Önsöz, s. XVIII.
[3]Faruk Çoban; H. 1317 (M. 1899) Tarihli Kastamonu Vilâyet Sâlnâmesinin Transkripsiyon ve Değerlendirilmesi, Yöneten: Yrd. Doç. Dr. Hava Selçuk, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Kayseri 2006, s. 274-277.
[4] Faruk Çoban; a.g.e., s. 298.
[5] Faruk Çoban; a.g.e., s. 299-300.
[6] Uğur İnan; H. 1311 (M. 1893) Tarihli Kastamonu Vilâyeti Sâlnâmesinin Transkripsiyon ve Değerlendirilmesi, Yöneten: Yrd. Doç. Dr. Şakir Batmaz, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Kayseri 2005, s. 241-242, Faruk Çoban; 1899 Tarihli Kastamonu Vilâyet Salnâmesi, s. 309-311.
[7] Uğur İnan; a.g.e., s. 243.
[8] Faruk Çoban; a.g.e., s. 335.
[9] Faruk Çoban; H. 1288 (M. 1871) Tarihli Kastamonu Vilâyet Sâlnâmesinin Transkripsiyon ve Değerlendirilmesi, Yöneten: Yrd. Doç. Dr. Hava Selçuk, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Kayseri 2006, s. 81-82.
[10] Faruk Çoban; a.g.e., s. 93.
[11] Faruk Çoban; a.g.e., s. 98.
[12] Faruk Çoban; a.g.e., s. 114.
[13] Faruk Çoban; a.g.e., s. 115.
[14] Faruk Çoban; a.g.e., s. 119.
[15] Faruk Çoban; a.g.e., s. 126.
[16] Faruk Çoban; a.g.e., s. 136.
[17] Faruk Çoban; a.g.e., s. 149.
[18] Uğur İnan; a.g.e., s. 236-240.
[19] Faruk Çoban, 1899 Tarihli Kastamonu Vilâyet Sâlnâmesi, s. 214-218, 345.
[20] Faruk Çoban; a.g.e., s. 346-347, Duhan=Tütün, Ağnam=Koyun, Â’şar=Ürünün onda biri, Bedel-i Askeri=Paralı askerlik demektir.
[21] Faruk Çoban; a.g.e., s. 348-349.
[22] Askerî emekliler, dul ve yetimleri
[23] Çeşitli hisseler
[24] Orman ve madenler
[25] Özlük maaşları
[26] Faruk Çoban; a.g.e., s. 352-353.
[27] Faruk Çoban; a.g.e., s. 218-219.
[28] Faruk Çoban; a.g.e., s. 354-355.
PROF. DR. MUSTAFA KESKİN
1949 yılında Düzce’de doğdu.
1974 yılında D.T.C. Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu.
Adalet Bakanlığında, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı orta öğretim kurumlarında ve Gazi Eğitim Enstitüsü Tarih Öğretmenliği görevlerinde bulundu.
1978’de yüksek lisansını, 1985’te doktorasını tamamladı. 1987’de Erciyes Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'ne atandı. 1991’de doçent, 1996’da profesör oldu.
1993’ten başlayarak Fakültesinde idarî görevlerde bulundu. Rektörlüğe bağlı Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanlığında, Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanlığında ve Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğünde bulundu.
Prof. Dr. Mustafa Keskin, hâlen Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurum muhabir üyesi, YURT-KUR üniversite temsilcisidir.
Sicill-i Osmanî, Türk İnkılabı ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, Atatürk’ün Millet ve Milliyetçilik Anlayışı, Kayseri Müfredat Defteri, Hindistan Müslümanlarının Millî Mücadelede Türkiye’ye Yardımları, Geçmişteki İzleriyle Kayseri adlı basılı kitapları, bilimsel dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi vardır. Halen “Sicill-i Osmanî Zeylleri” adlı 19 ciltlik eserin transliterasyonu projesi yürütücüsüdür.
Lisans ve lisans-üstü programlarda ders vermekte ve tez yönetmektedir. Evli ve 2 çocuk babası olan Prof. Dr. Mustafa Keskin, İngilizce ve Arapça bilmektedir. 16 MAD Tımar-ı Velçetrin
YayınlarıKitaplar:
Atatürk’ün Millet ve Milliyetçilik Anlayışı, Atatürk Araştırma Merkezi Yayını, Ankara 1999.
Kayseri Nüfus Müfredat Defteri (1831-1860), Kayseri Büyükşehir Belediyesi Yayınları, Kayseri 2000, XVII+232 sayfa.
Mehmet Zeki Pakalın tarafından yazılan Sicill-i Osmanî Zeylleri (16 Cilt) ile ilgili projeyi yürütmektedir. Proje, 2005 yılında tamamlanmış olacaktır.
Millî Mücadele'de Hint Müslümanları'nın Türkiye'ye Yardımları 1919-1923, Erciyes Üniversitesi Yayını, Kayseri 1991.
Sicill-i Osmani, C. I, II ,IV/I ,IV/II, Sebil Yayınevi, İstanbul, 1995, 1996, 1997, 1998.
Türk İnkılap Tarihi,Ufuk Kitabevi, Kayseri, 1995.
Geçmişteki İzleriyle Kayseri, Erciyes Üniversitesi Yayınları, Kayseri 2006.

Düzce Tarihi 8

1. Kaymakamlık: Kaymakam: Süleyman Hıfzî Efendi, 9 Şaban 1892’de Saniye rütbesini, 16 Safer 1894’te Dördüncü dereceden Osmanî nişanını almıştır. Nâib: Mehmed Rüştî Efendi, Mal Müdürü: Ahmed Rif’at Bey, Müftü: Ahmed Şevki Efendi.
2. İdare Meclisi: Reis: Kaymakam Bey, Tabii Üyeler: Nâib Efendi, Mal Müdürü Bey, Müftü Efendi, Seçilmiş Üyeler: Halit Efendi, Hüseyin Bey, Hacı Mehmed Ali Ağa, münhal, Tahrirat Kâtibi: Mehmet Âkif Efendi.
3. Bidayet Mahkemesi: Reis: Nâib Efendi, Üyeler: Şakir Efendi, Hacı Rıza Efendi, Ali Osman Efendi, Mustafa Efendi, Kâtib-i Evvel: Kâmil Efendi, Kâtib-i sani: Halil Rahmi Efendi, Sorgu Hakimi Yardımcısı: Tahir Efendi, Sözleşmeler yazıcısı: Mehmed Tevfik Efendi, Mahkeme-i Şer’iyye Kâtibi: Emrullah Efendi, Eytam Müdürü: İsmail Efendi
4. Mal Kalemi: Mal Müdürü: Ahmed Rif’at Efendi, Yardımcısı: Ferhat Sırrı Efendi, Refiki: Ali Şefik Efendi, Sandık Emini: Ahmed Rif’at Efendi
5. Nüfus Kalemi: memur: Hacı Mehmed Efendi, kâtip: Mustafa Efendi.
6. Orman İdaresi: Süvari memuru: Hacı İshak Bey, Piyade korucusu: Hacı Ali Bey, Ondalık memuru: Ahmed Hilmi Efendi, Melen Ondalık memuru: Mehmed Raif Efendi, Piyade korucusu: Ahmed Ağa, Akça Şehir birinci sınıf Piyade korucusu: Hüsnü Efendi, Akça Şehir ikinci sınıf Piyade korucusu: Hasan Ağa, Akça Şehir Tezkere yazıcısı: Hüseyin Efendi, Akaya ondalık memuru: Mehmed Efendi
7. Belediye Meclisi: Reis: Hacı Mahmud Ağa, Üyeler: Kasapzâde Mehmed Efendi, Hacı Ali Efendi, Kocabaşzâde Osman Efendi, kâtip ve sandık emini: Arapkirlizâde Ziya Bey
8. Ziraat Bankası Muhasebe Sandığı: Reis: Hacı Rıza Efendi, Muhasebe kâtibi: Yusuf Celalettin Efendi, Üyeler: Hacı Ali Efendi, Mehmed Efendi, Kürt Hasan Ağa
9. Maarif Meclisi: Reis: Hacı İshak Bey: 6 Şaban 1876 tarihli Istabl-ı Âmire, 18 Zilhicce 1877 tarihli üçüncü Osmanî, 19 Şevval 1876 tarihli beşinci Mecidî iftihar ve gümüş madalyaları sahibidir. Üyeler: Hamdi Bey, Elhas Efendi, Mehmed Cemalî Efendi, Nuri Efendi, Ali Osman Efendi ve kâtip: Ferhat Efendi
10. Telgraf ve Posta Memurları: Telgraf ve Posta memuru: Yusuf Efendi, Çavuş: Davut Ağa, Çavuş: Tahir Ağa
11. Ticaret ve Ziraat Odası: Reis: Rıza Efendi, Üyeler: Ali Osman Efendi, Mehmed Efendii
12. Muhacir Komisyonu: Reis: Anteplizâde Mehmed Efendi, Üyeler: Ahmed Efendi, Ali Osman Efendi, kâtip: Ferhat Efendi
13. Tekel İdaresi: Müdür: Andon Tomalivas Efendi, muhasebeci: John Oramîdîs Cohen Efendi, muhasebeci yardımcısı ve sandık emini: Jan Tercman Efendi, Anbar memuru: Lacotopolu, Türkçe yazışmalar kâtibi: İsmail Hakkı Efendi, Dava Vekili: Salih Sabit Efendi, Ziraat kâtibi: İbrahim Hilmi Efendi
14. Ziraat Kalemi: Ziraat kâtibi: Ömer Lütfü Efendi, Tahrir memuru: Yorgi Efendi, Tahrir memuru: Mehmed Zebur Efendi, Tahrir memuru: Agop Efendi
15. Muhafaza Kalemi: Süvari Kolbaşısı: Şevket Bey, Dokuz adet süvari kolcusu, Piyade Kolbaşısı: Hasan Efendi, üç adet piyade kolcusu
16. Çilimli Tekel İdaresi: Memur: Apostol Aynalı Efendi, Anbar memuru: Markidis Efendi, Tahrir memuru: Ferhat Efendi, Tahrir memuru: Afestimyâdi ve iki süvari kolcusu
17. Bazı Memurlar: Tapu kâtibi: Hasan Efendi, Zabıta memuru: Arslan Bey
18. Ortaokul: Birinci Öğretmen: Nâzım Efendi, İkinci Öğretmen: Hacı Hüseyin Efendi, Rik’a muallimi: Zekeriya Efendi, öğrenci sayısı: 91.
19. İlkokullar: Birinci Öğretmen: Kâmil Efendi, İkinci Öğretmen: Hafız Raşit Efendi, Kapıcı: Hamit Ağa, öğrenci sayısı: 100, öğretmen: Hacı Yakup Efendi
20. Akça Şehir Nahiyesi: Müdür: Mehmed Tal’at Efendi, Nâib: Kâmil Efendi, Sandık Emini: Hamdi Efendi, Zabıta memuru: İzzet Bey, kâtip: Mehmed Kâmil Efendi, Tapu kâtibi: Mehmed Fevzî Efendi, Vergi kâtibi: İsmail Efendi
21. Akça Şehir Belediye Meclisi: Reis: Sürmeneli Mehmed Efendi, Üyeler: Mehmed Efendi, Mehmed Fevzî Efendi, Ali Efendi, Mehmed Hüsnü Efendi, kâtip ve sandık emini: Mehmed Efendi
22. Akça Şehir’de Bazı Memurlar: Kereste memuru: Yüzbaşı Servet Efendi, Liman Reisi: Mehmed Efendi, Karantina memuru, Mehmed Efendi, Telgraf memuru, Kâmil Efendi, Rüsumat memuru: Salih Efendi, Duyûn-ı Umumiye memuru: Mehmed Ruhi Efendi, Tekel memuru: İslikîdi Efendi
23. Akça Şehir Orta Okulu: Muallim Halil Hulusi Efendi, Sülüs Muallimi: Hafız Mehmed Efendi, öğrenci sayısı: 26.
Düzce Kazasının Nüfus Dağılımı:
Müslüman Rum Ermeni
Erkekler Kadınlar Erkekler Kadınlar Erkekler Kadınlar
16.678 15.645 56 41 80 20

Akça Şehir Nahiyesinin Nüfus Dağılımı
Müslüman Rum Ermeni
Erkekler Kadınlar Erkekler Kadınlar Erkekler Kadınlar
3.278 2852 39 26 0 0

1899 tarihi itibariyle Düzce merkeze bağlı 208 köy ve mahalle, Akça Şehir nahiyesine bağlı 53 köy ve mahalle bulunuyordu. Kazanın genel nüfusu 38.714 ve hane sayısı 8.637 idi[19].
Zikredilen sâlnâmede Kastamonu vilâyetinin yeni yıl bütçesinden alınmış genel gelirler arasında Bolu sancağına bağlı Düzce kazasına ait olanlar da verilmektedir. Buna göre[20]:

Kaza Adı Hasılat-ı müteferrika ve emlak-i emiriyye muaccele ve icar hasılatı ve duhan öşrü Maarif ve menafi hisseleri Emlak ve tapu ve mehakim harçları Rüsum-ı mütenevvia ile orman hakkı, kereste ve yol resimleri Ağnam rüsumu ile â’şar hasılatı Emlak ve akar ve temettu’ vergisi ile bedel-i askeri Yekûn
Kuruş Para Kuruş Para Kuruş Para Kuruş Para Kuruş Para Kuruş Para Kuruş Para
Düzce 82000 - 6500 - 187000 - 256000 - 460000 - 444250 - 1435750 -
Kastamonu Vilâyeti’nin 1315 (M. 1899) senesi bütçesinden alınmış, Düzce kazasının genel harcamalar miktarıdır[21]:

Kuruş
Mütekâidin ve eytam ve eramil-i askeriye[22] Bolu merkezde
Jandarma ve Polis Bolu merkezde
Esham-ı mütenevvia[23] Bolu merkezde
Orman ve meadin[24] Bolu merkezde
Maliye ve Vergi ve maaşât-ı zatiye[25] 61294
Dahiliye 31806
Şer’iyye ve Adliye 38169
Yekûn 131769
Kastamonu Vilâyeti Bolu Sancağı, Düzce kazasının 1317 (M. 1901) senesi istatistikine göre bina ve diğer yapıların isimleri[26]:

Bina ve Diğer yapıların isimleri Düzce
Hane (ev) 7986,Dükkân ve mağaza 473,Fırın 43,Han 19,Hamam 3,Değirmen 267,Fabrika -,Matbaa -
,Oda 190,Anbar ve samanlık 8203,Çiftlikler -,Bağ 259,Bahçe 36739,Çayır -,Tarla 36739,Mera 29
,Arsa 295,Orman ve Çalılık 86,Debbağhane -,Camiler ve Mescitler 165,Mektepler 165,Medreseler ve Kütüphaneler 8,Tekye ve zaviyeler 3,Kilise ve manastır -,Kışla ve kamu daireleri -,Karakolhane 1,Çeşme ve sebil -,İmaret 11,Hastane -,Bedesten -,Sağlık ocağı -,Tarım ve tarım dışı arazi 246311

Düzce Tarihi 7

Düzce kazasından geçen akarsulardan büyük bentler vasıtasıyla tarlalar sulandığı ve su hızarları işlediği gibi, Asâr isimli akarsudan dahi bir bent ile kasaba içerisine su akıtılmaktadır. Melen diye bilinen akarsu Düzce’nin kuzeyinden batıya doğru akmakta, taştığında etrafında bulunan araziyi istilâ etmektedir. Düzce kazası dâhilinde Aksu, Uğur Suyu adlarıyla iki ufak nehir akmakta olup her ikisi de Efteni Gölü’ne munsab olarak bu gölden de Büyük Melen namıyla doğan ve Kandıra ve Düzce hududunu ayıran Melen ağzı mevkiinde Karadeniz’e karışır, ilk baharda adı geçen nehir vasıtasıyla kereste salları nakledilir. O tarihlerde Düzce’de buğday, arpa, mısır, pirinç, darı, çavdar, purçak, yulaf, ince taneli buğday, ceviz, meyveler ve her türlü tahıl ve çok miktarda tütün yetiştirilmekteydi. Ticarî hayata gelince, her yıl tahminen 200.000 kıyye tütün (1 kıyye= 1 okka = 1.283 kg hesabıyla 1283x200.000= 256.6 ton) ile 150.000 kile (1 kile = 2 büyük teneke, dolayısıyla ortalama 35 ila 40 kilogram hesabıyla 5 ila 6.000 ton) zahire yani tahıl ihraç ediliyordu[6].
1893 tarihli sâlnâmeden öğrendiğimize göre Düzce’de Efton Dere, Efton Ağzı, Akkaya, Beyviran, Kara, Kızılca kilise, Tahirli, Bakraz, Gümüşâbat, Melen Deresi, Darı Yeri ve Efton adlarında 13 parça orman olup; ağaçları kestane, meşe, gürgen, ıhlamur, kara ve sarı çam ağaçlarından ibarettir. Bu ormanların bazısından kereste kesilmekte ve imal edilip Akça Şehir ve Melen Ağzı iskelelerine nakledilirdi[7]. 1899 tarihli Kastamonu vilâyet sâlnâmesinde Düzce’deki ormanlar ve bunlarla ilgili kısa bilgiler bulunmaktadır. Başlıca ormanlar Efteni, Develi, Derdin, Darı Yeri, Melen dere, Çilimli, Gümüşâbât (Gümüşova), Dokuz Doruk dağı, Karak, Tahirli, Efton ve Akkaya adlarını taşımaktadır. Düzce kazasının hemen her tarafını orman kaplamıştır. Kıyılara yakın olan kısımları çokça yıkıma uğramıştır. Bu ormanları teşkil eden ağaç cinslerinin % 45’i kayın, % 20’si gürgen (istiriç), % 12’si meşe, % 3’ü çam ve köknar, % 7’si kestane ve kalan % 8’i ıhlamur, çimşir, karaağaç, kayacık, dışbudak, porsuk, defne, kızılağaç, filarya, muşmula (töngel), fındık, çınar, kocayemiş ve % 5’i de sair ağaçlardan ibarettir. Her sene beş altı bin metre küp kereste ve İstanbul için 130.000 çeki odun sevk olunur. Bunların yıllık geliri 3.000 liradan fazladır[8].
1871’de Kastamonu vilâyetine bağlı Düzce ilçesinin yöneticileri ve yönetim ve Davalar meclisi üyeleri aşağıdaki tabloda gösterilmektedir[9]

Kaymakam: Muhammed Raşit Efendi
Naib: Muhammed Tevfik Efendi
Mal Müdürü : Hacı Mustafa Efendi
Yönetim Meclisi Üyeleri:Başkan: KaymakamÜyeler: Hacı Ahmed Ağa Hacı Halil Ağa Hacı Veli Ağa Ahmed AğaKâtip: Hasan Efendi Davalar Meclisi Üyeleri :Başkan : NâibMümeyyizler : Mustafa Efendi Ömer Ağa Ömer Efendi Hacı Musa EfendiKâtip : Hacı Said Efendi
Mal Müdürü : Refik Muhammed Bey Sandık Emini : Sadık Efendi
Akçaşehir Nahiyesi Müdürü: Rıza Efendi Kâtibi : Osman Efendi

1871’de Düzce’de bulunan Genel Yardımlaşma Sandıkları vekillerinin isimleri ve sermayesinin miktarı: Hacı Abdurrahman Ağa, Ahmed Bey, Hacı Halil Efendi, Kâtip ve Sandık Emini Osman Efendi. Sermayesi: 40681 kuruş[10]. Aynı tarihte Düzce Telgraf memuru Muhammed Efendi’dir[11]. Tersane-i Âmire kerestesi için Bolu sancağında bulunan memurlar arasında Düzce dağ memuru Eşref Ağa’nın ve Akçaşehir iskele memuru Muhammed Kalfa’nın isimleri geçmektedir[12]. Bolu’da bir yönetim ve inzibat altına alınan ormanların koruyuculuğuna tayin edilenler arasında, Düzce ormanları piyade koruyucusu Hacı Ali Ağa’nın bulunduğu görülmektedir[13].
1871 tarihli sâlnâmede vilâyet içerisinde bulunan ılıca ve kaplıcalar arasında Düzce’ye iki saat mesafede eski eserlerden, taş yapı içinde yıkılmaya yüz tutmuş kaplıcadan bahsedilmektedir[14].
1871 tarihi itibariyle Düzce’de; 62 dükkân, 1 hamam, 2 han, 212 Müslüman çocuklar için ilkokul, 4 cami ve mescit bulunmaktaydı[15]. Düzce’de iki sene zarfında yapılan bayındırlık eserleri olarak; 612 adet ağaç dikilmiş, 2 hamam, 7 köprü, 6 ilkokul, 1 minare, 4 cami tamir edilmiş, 5 dükkân, 2 han, 1 köprü, 1 telgrafhâne, 11 ilkokul ve 4 cami yeniden yapılmıştır[16].
1871 tarihli Kastamonu Vilâyet sâlnâmesinde Bolu sancağına tâbi Düzce ilçesinde 2890 Müslüman hânede 6673 Müslüman nüfus yaşamaktaydı. Aynı kayıtta Düzce’de Ermeni ve Rum nüfus gözükmemektedir[17].
1893 tarihli Kastamonu vilâyet sâlnâmesinde Düzce kazasında bulunan memurlar ve bunların ait oldukları kurumlar hakkında bir cetvel bulunmaktadır. Bu cetvele göre;
1. Düzce Kazası: Kaymakam Hüseyin Hüsnü Efendi, Nâib Ahmed Aziz Efendi, Mal Müdürü Agop Efendi, Müftü Hüseyin Zühdî Efendi ve Tahrirat kâtibi Ahmed Rif’at Efendi
İdare Meclisi: Reis: Kaymakam Efendi, Doğal Üyeler: Nâib Efendi, Mal Müdürü Efendi, Müftü Efendi. Seçilmiş Üyeler: Hacı Mehmed Efendi, Hacı Halil Ağa, Çerkez İbrahim Efendi, Kocabaşzâde Mehmed Ağa. Kâtip: Ahmed Rif’at Efendi
Bidayet (Asliye Hukuk) Mahkemesi: Reis: Nâib Efendi, Üyeler: Osman Efendi, Kuyumcu Hacı Ali Efendi, Birinci Kâtip Salih Efendi, İkinci Kâtip Şekîb Efendi, Mustantık (Sorgu Hâkimi) yardımcısı Mehmed Tahir Efendi, Şer’iyye Mahkemesi kâtibi Emrullah Efendi, Sözleşmeler muharriri Mehmed Tevfik Efendi
Nüfus Kalemi: memur İbrahim Hilmi Efendi ve kâtip Ahmed Efendi
2. Belediye Dairesi: Reis Hacı İshak Bey, İstanbul’da Istabl-ı Âmire’den gelme, 6 Şaban 1294 (1876)’te göreve başlamış, 18 Zilhicce 1294 (1876) tarihli Üçüncü Osmanî, 19 Şevval 1293 (1875) tarihli Beşinci Mecîdî gümüş ve iftihar madalyalarına sahiptir.
Belediye Dairesi üyeleri olarak da: Küçük Alizâde Mehmed Ağa, Anteplizâde Mehmed Efendi, Hacı Rıza Bey, Hamdi Bey, Selim Ağazâde Nuri Efendi ile Kâtip ve sandık emini Ebkâr Efendi zikredilmektedir.
3. Orman İdaresi: Süvari memuru İshak Bey, Melen tezkere muharriri Neşet Efendi, Akça Şehir tezkere muharriri Hüseyin Efendi, Akkaya tezkere muharriri Mehmed Efendi
4. Ziraat Bankası Şubesi: Reis: Anteplizâde Mehmed Cemalî Efendi, muhasebe kâtibi: Yusuf Celaleddin Efendi, Üyeler: Rıza Efendi, Kocabaşzâde Mehmed Ağa, Kasapzâde Mehmed Efendi
5. Maarif Meclisi: Reis: Müftü Efendi, Üyeler: Nâib Ahmed Aziz Efendi, Kasapzâde Mehmed Efendi, Kuyumcu Hacı Ali Efendi, Kâtip: Mehmed Cemalî Efendi
6. Ticaret ve Ziraat Odası: Reis: Kaymakam Bey, Üyeler: Kürtzâde Mustafa Efendi, Küçükzâde Yusuf Efendi ve Kâtip: Ahmed Rif’at Efendi
7. Bazı Memurlar:
a. Sandık Emini Mustafa Ziya Bey
b. Tapu Kâtibi Hacı Mustafa Efendi
c. Telgraf ve Posta Memuru Faik Efendi
d. Zabıta memuru Arslan Bey
e. Tekel memuru Karnik
f. Tekel Muhafaza Müfettişi Elbus Bey
8. Rüştiye Mektebi (Ortaokul): Muallim-i evvel: Mehmed Nazım Efendi, Rik’a (güzel yazının bir çeşidi) muallimi: Zekeriya Efendi, öğrenci sayısı: 55.
9. Akça Şehir Nahiyesi: Müdür: Mahmud Rıza Bey, Vekil Ali Efendi, Kâtip Mehmed Efendi, Sandık Emini Mustafa Münib Efendi, Tapu Kâtibi Mehmed Efendi
10. Akça Şehir Belediye Meclisi: Reis: Ahmed Zühdî Efendi, Üyeler: Mehmed Efendi, Mehmed Fevzi Efendi, Ali Efendi, Mehmed Hüsnî Efendi, Kâtip ve Sandık Emini: Mehmed Efendi
11. Akça Şehir’de Bazı Memurlar: Duyûn-ı Umumiye memuru: Mehmed Ruhî Efendi, Karantina memuru Mehmed Efendi, Rûsûmat memuru Salih Efendi, Kereste memuru Yüzbaşı Servet Efendi, Liman Reisi Mehmed Efendi, Tekel memuru Apostol.
12. Akça Şehir Rüştiye Mektebi: Muallim Halil Hulûsi Efendi, Sülüs (güzel yazının bir çeşidi) muallimi Hacı Durmuş Efendi, öğrenci sayısı: 35[18].
1899 tarihli Kastamonu Vilâyet Sâlnâmesinde Düzce kazası sivil ve asker memurları ile kazanın nüfus dağılımı yer almaktadır. Buna göre:

Düzce Tarihi 6

2. Sâlnâmelerdeki Bilgilere Göre 19. Yüzyılın Son Çeyreğinde Düzce:
Düzce kazasının merkezi olan Düzce kasabası Kastamonu’nun güney batısında ve Bolu’nun batı yönünde bulunup, (atlı ve yaya olarak) Kastamonu’ya 69, Bolu’ya dokuz saat mesafededir. Düzce kazası doğusunda Bolu ve Ereğli ile, batısında Hendek ve Adapazarı ile, güneyinde Mudurnu ile ve kuzeyinde Karadeniz ve Ereğli ile sınırlıdır.
Düzce, çevresi dağ ve tepelerle kuşatılmış bir ovanın ortasında olup, kuruluşundan itibaren bir hayli mesken, dükkân ve diğer binalar inşa edilerek bir kasaba hüviyetine bürünmüş ve zaman geçtikçe büyümüştür. Düzce’nin kuzeyinde ve Melen nehrinin orta tarafında, bir saat mesafede yerleşik Üskübü kasabası bulunmakta, yeri itibariyle yüksek, havası pek güzel ve suları dahi lezzetli ve pek iyidir. Adı geçen Üskübü (Konuralp), bu tarihlerde 180 hane, aynı sayıda mağaza, dükkân ve kahvehaneden ibaret idi. Bolu-Düzce yolunun Akça Şehir (Akçakoca)’e kadar uzatılması kararlaştırıldıktan sonra Üskübü’nün her bakımdan bayındırlık kazanacağı muhakkaktır. Üskübü’yü Düzce’den ayıran Melen suyunun kuzey tarafında ve Düzce’ye doğru uzanan ovadaki tarlalar nadas edilirken, zaman zaman dörtgen ve sütun şeklinde resimli taşlar çıkması, adı geçen ovada eski bir şehrin, bir medeniyet merkezinin varlığı hakkındaki tarihî rivayeti doğrulamaktadır.
Düzce’nin batı yönünde, iki saat mesafede kurulu Çilimli kasabası ile etrafında bulunan köyler ahalisi daha çok tütün yetiştiriciliği ile geçimliklerini sağlamaktadırlar. Bundan ötürü Çilimli’de bir Tütün şirketi kurulmuştur. Kaza dahilinde, Düzce’ye dört saat mesafede Efteni gölü adında bir göl ve bu gölün bitişiğinde bir kaplıca vardır. Kaplıca sahipsiz kaldığından binası köhnedir ve onarıma muhtaç durumdadır.
Düzce’ye bağlı Akçaşehir nahiyesinin merkezi olan Akçaşehir, Karadeniz kıyısındadır, o yerlerin iskelesi konumundadır. Bir hayli ev, dükkân, mağaza, kahvehane vesaireyi içeren küçük bir kasaba olup iki mahalleden ibarettir. Havaların uygun zamanında her iki mahalle kıyısına gemiler yanaşabilirdi.
Yüz otuz köyden ibaret olan Düzce kazasında 140 cami ve mescit, 6 medrese, 3 tekke, 2 ortaokul, 158 ilkokul, 2 han, 2 hamam, 450 dükkân, 51 değirmen, 7 su hızarı, 2 hükümet konağı, 2 telgrafhane, 1 tersane ve 3 tekel yönetim dairesi vardı.

Düzce Tarihi 5

Bolu kazasında bir karakolhane, 210 cami ve mescit, 211 mektep, 16 medrese ve kütüphane, 23 tekke ve zaviye ve bir imaret, 2 kilise ve 647 dükkân, 13 fırın, 37 han, 8 hamam, 88 değirmen ve 5517 anbar ve samanlık bulunmakta idi.
19. yüzyılın son on yılında Bolu’da 4 cins buğday, arpa, karıklı ve kablıca adı verilen ince taneli sert buğday, mısır, çavdar, fi, purçak, yulaf, darı, mercimek, nohut, merdek ?, tütün, haşhaş, keten, kendir, ceviz, kiraz, dağ çileği, ahu dudu, elma, armut, erik ve her türlü sebze ve meyveden ibaret olup özellikle diğer yerlerdeki fındıktan farklı olarak bir nevi güzel fındık çıkar. Aynı tarihlerdeki sanayi ürünlerine gelince; yerli kırbası ve içeride sarf olunan aba, çorap gibi şeyler olup, her nevi kereste ve bakırdan karlık, çay ibriği ve sair ibrikler dahi imal olunur. Ticaretine gelince; Bolu’nun ticarî işlemleri daha önce zikredilen kereste üretimi ve nakliyatıyla tiftik, bazen afyon ihracatından, diğer işlemleri de iç pazarlarda alınıp verilen sıradan mallardan ibarettir. Bundan başka Osmanlı ülkesinin birçok yerlerinde yayılmış ve ülke ekonomisine büyük katkıları olmuş olan ipek kozalarından burada dahi tarımla uğraşanlar ve diğer toprak sahiplerinin yararlanmalarını sağlamak için hükümetçe teşviklerde bulunulması üzerine; Geyve ve Adapazarı taraflarından getirtilip, tahminen 40 dönüm (40.000 metre kare) arazi üzerine geçen yıl ve bu yıl 30.000 kadar tut fidanı dikilmekle, sahipleri tarafından böcek tohumu uyandırılarak gayret ve çabalarının ilk ürünü olmak üzere çokça koza üremeye başlamış ve bundan dolayı diğer arazi sahiplerinin de şevk ve istekleri uyanarak, Allah’ın yardımıyla, gelecek yıl birçok fidan daha dikileceği kuvvetle muhtemeldir. Ülkenin kalkınmasında başlıca servet kaynağı sayılan ipekçilik sanatından dahi ileride ülke ticaretinin genişleyeceği ümidi herkesçe şükran vesilesi olmaktadır[5].

Düzce Tarihi 4

Kuzeydoğu cihetinde ise Zağferanbolu (Safranbolu) dağları ve deniz kıyısına yakın Sağrı dağı bulunur. Bolu kasabasının yanından akan ve Büyük Su namıyla bilinen nehir batıdan 8 saat uzakta bulunan Abant gölünden çıkarak ve Gökçe Su ve Sazak içinden geçerek bazı sularla birleştikten sonra Hamidiye kazasının merkezi olan Devrek kasabasının önünden geçip, ileride Yenice ve Tefen nehirleri ile Su Çatı namındaki mevkide birleşerek Perşembe, Çarşamba, Gölpazarı ve Hisarönü ortasından geçerek Filyos iskelesinden Karadeniz’e dökülür[4].
Bolu merkez kazasına gelince: Kastamonu’nun 200 km güneybatısında, Üsküdar’ın 210 km güneydoğusunda, Karadeniz sahilinden 50 km’lik mesafede olarak 58 derece 40 dakika 4 saniye kuzey enlemi ile 40 derece 11 dakika 29 saniye doğu boylamı arasında bulunmaktadır. Dağlarla çevrili bir ovada ve Büyük Su denilen nehrin yakınında kurulu olup, deniz seviyesinden 734 metre yüksekliği vardır.
Bolu kazası, doğudan Gerede ve Hamidiye (Devrek), batıdan Düzce ve Mudurnu, kuzeyden Ereğli kazaları, güneyden Mudurnu kazası ve Ankara vilâyetiyle sınırdaş ve Kastamonu’nun güney batısında 60 saat uzakta bulunmaktadır. Kasabanın dört tarafı bir saatten üç saate kadar her tarafı düz ve bu düzlüğün bittiği yerler dağlar ve yüksek bayırlarla çevrili ve kısmen bostan tarlaları ve ağaçlarla süslü olup, havası mutedil, suyu epeyce ve manzarası son derece hoştur.
Bolu kasabası geçmiş yüzyıllarda fevkalâde önemi, Küçük Asya (Anadolu) nın en önemli bir toprağının merkezi olma şerefini taşıyan Bitium ve daha sonra Kılodyopolis diye adlandırılmış mühim bir kasabadır ki, Osmanlı topraklarına katıldıktan sonra da Dersaadet (İstanbul)le Anadolu ve Irak kervan yolunun üzerinde bulunmak hasebiyle geçmişteki önemini kaybetmeyip, bir kat daha artırmış ve defalarca eyalet ve vilâyet merkezi olmuştur. Kasabanın içinde ve dışında birçok muazzez zatın özel kabirleri ve ziyaretgâhları olup, bu cümleden olmak üzere Bolu’ya bir buçuk saat mesafede, Abant sapağına yakın bir yerde, Halvetî tarikatının pîri Şaban Velî Hazretlerinin şeyhi Tokatlı Hayrettin Hazretleriyle civarında büyük yazarlardan İmam Kurtubî Hazretleri gömülü olup, Nakşîbendiye tarikatının önde gelenlerinden Bedreddin ve Aslahaddin ve Uğurlu nâib ve keza Nakşîbendiye tarikatının başta gelenlerinden olup, Diyarbakırlı demekle bilinen Şeyh Hacı Mustafa Safî Efendi ve Şeyh Mehmed Efendi, Şeyh Nasrullah Efendi kasaba içinde defnedilmişlerdir.
Bolu’da bir hükümet konağı ile Askerlik Dairesi, İdadi (Lise) Mektebi, Frengi ve Guraba Hastanesi, Cephane, Gazhane, Telgrafhane, Depo, Muvakkıthane, bir un fabrikası, 16 Debbağhane (Deri İşleme Atölyesi) vardır. Kârgir kule içinde memlekete mahsus bir büyük saat bulunur.
Kasabaya bir saat mesafede (Karaca Su’da) iki kaplıca olup, ikisinin dahi suları maden özelliklerini ihtiva eden ve gayet yararlı bulunmakla havuzları düz taşlarla tefriş edilmiş olup, bir kaçar odayı şamil, birer bina içinde bulunmaktadır. Bu sular içinde demir parçacıkları ile kükürt ve camiziye mevcut olup bir hayli hastalığa faydalıdır.

Düzce Tarihi 3

1. 1899 Tarihli Sâlnâmeye Göre Kastamonu Vilâyeti:
Anadolu’nun kuzeyindeki vilâyetlerden biri olan Kastamonu; adaşı olan Kastamonu, Bolu, Sinop, Çankırı sancaklarından ibaret 4 livaya, bu livalar da, aşağıdaki taksimatta görüleceği üzere, 21 kaza ve 27 nahiyeye ayrılmıştır.
Vilâyetin Taksimatı
,Sancak Kaza Nahiye,KASTAMONU Kastamonu Devrekâni, Akaya, Kuzyaka, Göl,İnebolu Küre, Abana
Safranbolu Eflâni, Ulus, Aktaş,Tosya -,Taşköprü Gökçeağaç,Arac -,Daday -,Cide -,BOLU Bolu -,Ereğli -
,Bartın Amasra,DÜZCE Akça Şehir,Hamidiye Çarşamba,Gerede -,Göynük -,Mudurnu -,SİNOP Sinop Gerze,Boyabat Turagan,Ayancık Çakılı,ÇANKIRI Çankırı Koçhisar, Tevhat, Şabanözü,Çerkeş Karacaviran, Bayındır, Ovacık



Kastamonu vilâyeti kuzey doğudan güney batıya doğru düz bir çizgi üzerinde, uzunluğu 460 km (84 saatlik) ve kuzey batıdan güney doğuya doğru, yine düz bir çizgi üzerinde genişliğine 180 km (28 saatlik) uzunluğunda olup, doğusu Sivas ve Trabzon, güneybatısı Ankara ve Bursa vilâyetleriyle, batısı İzmit sancağı ile ve kuzeyi de Karadeniz ile sınırlıdır.
Her saniye geçtikçe bizden uzaklaşan mazinin ne olduğu hakkında sorulan sorular tarihin sayfalarına göz atıldığında -bugün Kastamonu adıyla yad olunan bu vilâyet- “Paflogonya” namı altında görülüyor ve topluca sunulan aşağıdaki bilgilerden çıkarılıyor:
Bu toprak, o zaman doğuda Kızılırmak ile - şimdiki Canik sancağı beri tarafta kalmak üzere- Trabzon vilâyeti, batıda Filyos ve Bolu çaylarıyla, güneyde “Galatya” yani “Ankara” vilâyeti ve kuzeyinde Karadeniz ile çevriliydi.
Bugün Bartın kazasında bir nahiye merkezi olan “Amasra” da bu kıtanın büyük şehirlerindendi.
Meşhur Makedonyalı İskender, İran’ı, Mısır ile Hindistan ve Türkistan’ı egemenliği altına aldığı sırada bu kıtanın bazı taraflarını da yönetimi altına geçirmişse de, tamamını zapt ettiği memleketler sayısına katamamıştır. Dünyayı ele geçirme azmini fiiliyata geçirmek için ömrü yetmeyen İskender’in Milattan 323 sene önce -33 yaşında olduğu halde- vefat etmesi üzerine ülkeleri bir takım prenslikler elinde kaldığı sırada “Paflogonya” da bütünüyle tam bir bağımsız hükümet şeklini kazanmıştı. Paflogonya’nın en tanınmış hükümdarlarından olup, M.Ö. 121 tarihinde ölen 2. “Pilman”, mülkünü Pont yahut “Pontus” kıtası Lazistan ve Trabzon sancaklarından ibaret idi. Hükümdarı 7. Mihrdat’a terk etmişse de, o zaman Bursa, Ertuğrul (Bilecik), İzmit sancaklarıyla Bolu’nun batısının yarısında hükümet eden “Bitinya” hükümdarlarından “Nikomid” in oğlu “Filmon”, Romalıların yardımıyla bu toprağın büyük kısmını ele geçirmiş ve M.Ö. 63 tarihinde öldüğünden Romalıların idaresi altına girmiştir.
Roma imparatorlarından Konstantin’in Hz. İsa’nın doğumundan 330 sene sonra İstanbul’u Doğu imparatorluğuna başkent edindiği zaman bu toprak “Pont” eyaletine katılmış, H. 443 (M. 1051) ten itibaren Anadolu’da ağırlığını hissettiren ve 1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra Anadolu’da kurulan gazi devletlerden biri olan Türkiye Selçuklu Sultanlığı’nın yönetimine girmiştir.
Kastamonu’nun ne zaman İslâm yönetimi altına girmiş olduğunu belirlemeye incelemelerimiz yetmeyip, fakat Kastamonu’ya şeref veren kutsal yapılardan “Ata Bey Gazi” Cami-i şerifi –ki kurucusu olan Ata Bey merhumun Kastamonu’nun fatihi olduğu meşhur ve mütevatirdir- kapısı üzerinde H. 672 (M. 1273) tarihinde tamir edildiğinin yazılı olmasına bakarak, Kastamonu’nun adı geçen tarihten çok zaman önce İslâm yönetimi altına girmiş olduğu anlaşılır.
Selçuklu Devleti’nin inkıraza (çökmeye) yüz tuttuğu tarihten bir müddet sonra, yani H. 690 (M. 1291) tarihinde Kastamonu hakimi bulunan Şemsettin Bey bağımsızlığını ilân ederek, Anadolu’nun diğer kısımları gibi, burası da müstakil bir idare şeklini almıştır. O zamanki Kastamonu, Candaroğulları Beyliği, Kastamonu, Sinop, Kangırı (Çankırı) sancaklarından ibaretti.
Bu sülaleden Emir Şecaeddin, Adil Bey, Osmanlı tarihlerinde Kötürüm Bayezid namı ile geçen Bayezid Bey, İsfendiyar Bey, İbrahim Bey, İsmail Bey, Kızıl Ahmet Bey, 174 sene müddetle, sırasıyla Kastamonu’da beylik ettikten sonra, cennet mekân Gazi Fatih Sultan Mehmed Han hazretlerinin gönüllere ferahlık veren adaletli ve merhametli saltanatında, H. 864 (M. 1460) yılında Kastamonu vilâyeti doğrudan doğruya Osmanlı yönetimi altına girmekle şereflenmiştir[3].
1899 tarihli Kastamonu vilâyet sâlnâmesinde, Düzce’nin bağlı olduğu Bolu sancağı hakkında da özet bilgiler bulunmaktadır. Adı geçen sâlnâmeden öğrendiğimize göre Bolu sancağı, doğudan Kastamonu ve Çankırı sancaklarıyla, güneyden Ankara vilâyeti, batıdan İzmit sancağıyla, kuzeyden Karadeniz ile çevrili ve sınırlıdır. Yalnız güneybatı köşesinden ibaret olan Mudurnu kazası Sakarya ırmağı havzasından olup, diğer tarafları Filyos nehri havzasının batı kısmını teşkil eder. Sahillere yakın olan yerlerinde dahi diğer bir takım çaylar doğrudan doğruya Karadeniz’e dökülürler. Bunların en büyüğü Bartın çayıdır. Sancağın büyük bölümü dağlık olmakla beraber nehirlerin vadilerinde güzel ovalar ve münbit bayırları dahi vardır. Aladağ, güney yönünde Ankara vilâyetinin sınırını teşkil ederek, Bolu ovasına kadar eteklerini uzattığı gibi, Abas dağı dahi sancağı batı sınırından başlayarak Bolu çayının vadisi boyunca deniz kenarına kadar uzanmaktadır. Doğu tarafında Sürgün dağı dahi Bolu şehri vadisine kadar uzanarak, mezkur dağlar bir sac ayağı teşkil eder.

Düzce Tarihi 2

Türkiye Selçuklu Devleti’nin iç siyasetinde Oğuzların-Türkmenlerin iskânı, dış siyasetinde ise Doğu Roma yani Bizans İmparatorluğu ve vasalleri ile gazâ ve cihat sürekli öneme sahip olmuştur. 1048’li yıllardan itibaren Maveraünnehir-Horasan-İran ve bazen de Kafkaslar üzerinden Oğuzların-Türkmenlerin Anadolu’ya sürekli göçü ve adı geçen devletçe iskân edilişleri söz konusudur. Selçuklu Türkleri, Malazgirt Zaferi’nden on yıl sonra, 1081’de, Kostantıniyye kıyılarına ulaşmışlardır. Kostantıniyye adı, İstanbul’un gerçek kurucusu olan Roma imparatoru Konstantin’den gelmedir. İslâm coğrafyacıları bu ismi benimsemişlerdir.
1097’de başlayan, belirli aralıklarla devam eden Haçlı saldırıları, istilâları, Anadolu’ya büyük zararlar vermişse de, Selçuklu Türklerinin bu ülkede tutunmalarını önleyememiştir. Anadolu’nun yeni ve ebedî varisi olan Türkler, bu ülkeyi öyle benimsemişlerdir ki 12. yüzyılda Anadolu’ya “Türkiye” veya “Türkmenya” denilmeye başlanmıştır. Denizli-Afyon hattında, Karamık Beli denilen yerde, çağdaş Bizans kaynaklarının Miryakefolon adını verdikleri vadide, Malazgirt’ten 105 yıl sonra, 1176’da Doğu Roma İmparatorluğu’nun beli kırılmış, Anadolu üzerinde yeniden hâkim olma ümitleri söndürülmüştür. Oğuzların-Türkmenlerin Batı Karadeniz ile Marmara’nın doğusuna girişleri ve iskân edilişleri bu tarihten sonradır. Adı geçen bölge Türkiye Selçuklu Devleti’nin uc bölgesiydi. Uc bölgesinin özelliği de, kimseye ait bulunmaması, oraya girenlerin elinde kalan toprak parçası olmasıdır. Bölgenin tabiatı icabı burada birlikte yaşama sanatının bütün özellikleri sergilenmektedir.
Moğol işgal ve istilâsı, sonuçları bakımından farklı iki önemli gelişmeye sebep olmuştur. Türkiye Selçuklu Devleti bağımlı kılınmakla kalmamış, Anadolu, başkent Konya da dahil olmak üzere bütünüyle tahrip edilmiş, yağmalanmış, korku ve dehşet ülkeyi kuşatmıştır. Diğer taraftan bu istilânın önünden, yerleşik hayata mensup yüz binlerce Türk bütün mevcudatıyla Anadolu’ya sığınmış, bunlar Türkiye Selçuklu Devleti tarafından mevcut şehirlere ve uc bölgesinde iskân edilmişlerdir. O tarihlerde “Bitinya” olarak bilinen ve Düzce’nin de içinde bulunduğu bölge bu iskân ve muhaceretten nasibini almıştır. 13. yüzyıl Anadolu’su, denilebilir ki Moğolların yıktığı, İlhanlıların yeniden inşa ettiği bir ülke olmuştur. İlhanlılar Anadolu’daki parlak ve hâkim Selçuklu medeniyetinin potasında Müslümanlaşarak Türk kimliğine dâhil olmuşlardır.
13. yüzyılın son çeyreğinde Anadolu’da ve çoğunlukla uc bölgelerinde kurulan beylikler arasında ikisi vardır ki, Düzce’nin orta zamanlar tarihine ait hatıraları bu iki beyliğin tarihi içerisinde aranmalıdır. Bunlar merkezi Kastamonu olan Candaroğulları, Osmanlıların isimlendirmesiyle İsfendiyaroğulları Beyliği ile merkezi Bursa olan Osmanlı Beyliği idi. Bolu, Mudurnu, Üskübü, Göynük, Akçakoca, Karasu, Hendek, Akyazı, Adapazarı gibi yerleşim yerlerinin fatihleri olan Akçakoca Gazi, Abdurrahman Gazi, Kara Mürsel, Samsa Çavuş ve Konur Alp Gazi gibi komutanlar, Gazi Ertuğrul Beyin arkadaşları ve Gazi Osman Beyin yoldaşlarıydılar. Adı geçenlerden Samsa Çavuş’un kabri Mudurnu’da, Konur Alp Gazi’nin kabri Üskübü’de, Akçakoca Gazi’ninki de Kandıra’ya bağlı, Karadeniz’e nâzır Babadağı’nda bulunmaktadır.
Üskübü, vaktiyle Bitinya medeniyetinin önemli ve hareketli bir merkeziydi. Düzce-Akçakoca karayolunun 7. kilometresinde, Roma-Bizans devrine ait kalıntıları içeren tarihî bir kasabadır. Doğu Roma devrinde Düzce, Üskübü denilen yerdeydi. 14. yüzyılda kurulmaya başlanan Düzce, o tarihlerde fatihinin adıyla Konur Alp adını taşıyordu. 1871’e değin nahiye, bu tarihten sonra Bolu’ya bağlı bir kaza merkezi olmuştur. Belediyelik olması 1885’tedir. İstanbul-Ankara yolu üzerinde bulunması sebebiyle, Balkanlardan, Kafkaslardan ve Anadolu’nun muhtelif yerlerinden gelen Türk ve akraba topluluklara mensup insanlarla nüfusu artmış ve süratle gelişmiştir[1].
Modern Düzce’ye ait sağlıklı bilgiler 1871, 1893 ve 1899 tarihli Kastamonu Vilâyet Sâlnâmelerinde bulunmaktadır. 1847-1918 tarihleri arasında 68 cilt devlet sâlnâmesi yayınlanmıştır. Vilâyet sâlnâmeleri de 1868’ten itibaren yayınlanmaya başlanmış olup, ilki 1868 tarihli Bosna, sonuncusu da 1922 tarihli Bolu Livası 
Sâlnâmesidir[2].

Düzce Tarihi 1

DÜZCE İLİ TARİHİ VE TARİHİ ESERLERİ
GEÇMİŞTEN GÜNMÜZE DÜZCE
Image
DÜZCE TARİHİ,DÜZCE TARİHİ ESERLERİ
,DÜZCE TARİHİRESİMLER,DÜZCE ÇAĞLAR FOTOĞRAFLARI,DÜZCE ESKİ RESİMLER
KASTAMONU VİLÂYET SÂLNÂMELERİNDE DÜZCE
KASTAMONU VİLÂYET SÂLNÂMELERİNDE DÜZCE(1871, 1893 ve 1899) Prof. Dr. Mustafa KESKİN*
Düzce İl Haritası
Salnâme, Farsça Sâl “yıl”, nâme ‘yazılı şey, kitap’tan ibaret birleşik bir kelime olup, yılda bir çıkan ve o yılın belirli konularla ilgili önemli olaylarını anlatan yıllık demektir. Sâlnâmeler genelde ülke, özelde şehir tarihinin değerli belgeleri arasında bulunmaktadır. 19. yüzyılın sonlarına kadar “Kadı Sicilleri” Osmanlı devlet ve toplum hayatının önemli kaynağı iken, bu tarihten itibaren sâlnâmeler önem kazanmıştır. Merkezî yönetim ile taşra yönetimi, yönetenler ile yönetilenler arasında bir iletişim kurulması, başta kamu görevlileri olmak üzere araştırmacıların da bu konularda bilgilendirilmesi amaçlanmıştır.
Düzce’nin de içinde bulunduğu bölge, çeşitli insan topluluklarının çeşitli dönemlerde yerleştikleri, kentleştikleri ve uygarlığa katkıda bulundukları bir coğrafya parçasıdır. Türklerin bölge ile tanışıklıkları 12. yüzyılın sonlarındadır. 1071 tarihli Malazgirt Zaferi’nden sonra Anadolu’da, doğudan batıya, bir takım gazi devletler kurulmuştur. Kurulan bu devletlerin en önemlisi Türkiye Selçuklu Devleti idi (1075-1310). Türkiye Selçuklu Devleti’nin ilk başkenti İznik, son başkenti de Konya olmuştur.

19 Ocak 2013 Cumartesi

Introducing Düzce Province 5

Güzeldere Falls: Güzeldere Falls, within the boundaries of the town of Düzce Düzce Golyaka 28, and 16 km from Gölyaka'ya Güzeldere Falls 135 m. in height and has a privileged location in the area aesthetically.
Samandere Waterfall (Natural Monument) south of Düzce, 26 km from the city center. Samandere from within the boundaries of the village and caused by natural phenomena with features of the Samandere Falls, the Ministry of Forestry, "Natural Monument" was registered as. Samandere, including the 500-meter waterfall along the river, ancient trees, waterfalls and 1 in 3 pieces, called Crucible is a deep part.
Düzce BEACHES
Akcakoca: the north and the Black Sea coast in the charming town of Duzce Akcakoca, a resort and tourism paradise. Draw attention to the natural structure of the Black Sea coast during the summer months in this district, and a lot of people living in districts frequented by tourists, especially the environment. This beach city a large number of hotels, guest houses, camping, and restaurants serving tourists.
Melenağzı Village and Beach: 13 km to the west of Akçakoca'nın very important to the fishing village of Melenağzı. Melen River into the Black Sea through the village, the appearance of a natural harbor where fishing boats are housed. It is possible to travel by boat along the River. Wide beaches along the coast, tea houses, and camping areas are found in casinos.
Karaburun village and the beach: 10 km from the town of Akcakoca. away. Karaburun nested occurrence of green and blue beach, natural beach, cute houses and boarding houses, tea houses, restaurants and places of recreation and entertainment gazinolarıyla summer, the most prominent.
Edilli Mouth Beach: natural forest and the sea and wide beaches in this area almost hug each other, especially in an ideal environment for those looking for a quiet place.
Çayagzi Kumpınar and Akkaya Village: Black Sea Eregli on the road, 7 km east from the center of Akcakoca and extensive natural beaches along the coast are very popular in this region, can be fishing in streams flowing across forests. Walking in the forest and picnic areas are also suitable for hunting birds in the region.
Düzce CAVES
8 km from the town of Duzce Akcakoca. Fakıllı Cave in the southeast of the village of Fakıllı interest. The cave, 1 meter high, 15 meters long, can be reached in a gallery. To protect natural features and galleries in various directions are still in the cave, stalactites and stalagmites are of interest.
Düzce HIGHLANDS
Kocayayla-Urban Plateau, Plateau Odayeri, Torkul Plateau, Heel Plateau, Plateau Kardüz important plateaus of Düzce.
LOCAL DISHES in Duzce, Duzce gone WHAT TO EAT?
Local food in the province of Duzce, the Albanian Dim Sum, Delete, Pastry, Göbete and Dumplings, Folding, Yellow Burma and Water Pastry, Pastry and Dessert of the Bosniak, pancakes, and chicken Höşmerim Keşkeği, Leps, Mamursa and Halujları, include the Black Cabbage Dinner and Corn Bread.
HOW TO GET WHAT Düzce?
Road: two of the largest province of Duzce in Turkey with the TEM motorway linking Istanbul to Ankara and it was on the road and have easy access to E-100.
By Sea with the Black Sea town of Düzce City Akcakoca is opened, the shelter Akcakoca scaffolding used for commercial purposes. However, passenger and freight transport is made by sea.
Let Düzce gone WHAT?
Things that can be taken as the region's most important agricultural product in Düzce, which include nuts and tobacco cologne.
WHAT TO Düzce gone? Do not Leave Without!
Akcakoca Genoese Castle, strolling around,
Butter trout Aydinpinar town without eating,
Visiting the Museum Konuralp,
Bird Paradise with waterfall and seeing Efteni Güzeldere,
Kaynaşlı'da barbecue meat-making,
Hazelnut-tobacco cologne, without
.... Dönmeyin.

Introducing Düzce Province 4

The known history of Düzce BC Goes back to 1390 BC. In this time region, and numerous people have been exposed to the invasion of the State. Therefore, the environmental history before and after the Phrygians, Lydians, Persians, Romans, Byzantine, Seljuk and Ottoman civilizations, bears the traces. Ottoman rule in the region, the transition was realized in 1323 by Orhan Bey, commander of the Konuralp.
17 August 1999 and 12 November 1999 Duzce earthquakes in the old district 1 and 6 by including a new Council of Ministers dated December 9, 1999 decision of the City Statute has been acquired.
Düzce MUSEUMS
Konuralp Museum: one of the ancient city of the Western Black Sea town of Duzce and intertwined with the ancient Roman city of Konuralp the "Prusias Name Hypium" was founded on. Konuralp Museum, 1825 archeological pieces, 456 ethnographic pieces, 3837 coins are in the works for a total of 6118 pieces. This works in the museum garden, archaeological, ethnographic, stone works are exhibited in rooms and coin compartments.
Museum Tel +90-380) 212 38 17
MOSQUES and Düzce Düzce MAUSOLEUMS
14 Mosque at Konuralp Konuralp century, was constructed in the known. One hundred years ago, restored and preserved until today by a person called Dılaver network. Konuralp Tomb, Tombs of Galata, and Ahmet Dede Mausoleum Cumayerı important tombs of Düzce.
Düzce PROTECTED AREAS
Düzce - Demirciönü Nature Preserve
Location: Western Black Sea Region, Duzce province, is located within the boundaries of the town of Akcakoca. Field: 430 ha. in size.
Transportation: Akçakoca 10 km. away.
Features: the area include beech, hornbeam, chestnut and oak species in the pure place, in places, mixed and productivity to create the optimum rainfall areas of unspoiled natural features, as well as to set an example of the rich flora and fauna in a sub-feature has the potential sahipyöre a rare ecosystem.
Beech, hornbeam, chestnut, oak, poplar, linden, alder and wild hazelnut, forest rose, bearberry, blackberry, strawberry, forest ivy, nettles, and the main plant species of pasture grasses in the field.
The area include bear, wild boar, fox, rabbit, wolf, coyote, deer, partridge, eagle, crow, wild pigeons, hawks are.
LAKES and Düzce Düzce Falls
Efteni Lake: Lake Efteni height of 100 meters, lies within the borders of Düzce and Gölyaka'nın. Duzce 14 km. south-west, at the foot of Mountain chain of the malar Asar, Uğur, Small Melen water and fresh water lake in the side streams are created. Efteni Lake, located on a major migration route of migratory birds and is one of the few centers. Lake, in 1992, the Ministry of Forestry, Hunting and Wildlife Protection General Directorate of National Parks have been obtained by the protected status, are prohibited.
Which houses about 150 kinds of waterfowl species in the lake, Swan, Cormorant, Flamingo, Water Chicken, Boz Goose, Mallard Duck, Clumsy Meke, Sumru, Lapwing, Snipe, Fish Eagle, Heron, Snake Neck, Ruddy of the most striking species of birds . Lake Efteni around the lake, visitors can learn to watch birds with Terraces is a promotion center.

Introducing Düzce Province 3

35 km-long coastline of the district with a large and high quality beaches, crystal clear and clean sea, the Genoese Castle, Fakıllı Cave, and above all sincere and warm people make it the central fact that the city sought.
Golyaka: Golyaka district of Western Black Sea Region, within the boundaries of the western province of Duzce is located in the west end. Water resources and forests of the highlands Golyaka shows itself as a center of attraction.
Cumayerı: Duzce in the northwest province of Düzce Cumayerı district in December 1999 with being affiliated with this.
Çilimli: Çilimli is located in the western Black Sea region, east and south of the province of Duzce, west and north of the town of Cumayerı Akcakoca layer of fog in the plain of the town of Duzce in the winter months bulunmaktadır.Özellikle rastalınmamakta Çilimli and around the residential area so it is an ideal location as the.
Gümüşova: Town 18 km from the province of Duzce. Duzce is located adjacent to the plain. During periods of hunting counties, the Melen Stream fishing is free. District nuts, tea, plant tissue has a unique climate of the Black Sea, such as beech and walnut.
Kaynasli: Kaynasli, on the way to Istanbul and Ankara, Bolu, Düzce Ovası'yla junction of the Mount was founded in the throat.
Duzce earthquake occurred on 12 November 1999 has been razed to the ground Kaynasli. Long fault fractures and cracks formed the county 313 people were killed, 544 people of the North Anatolian Fault earthquake of November yaralanmıştır.12 Kaynaşlı'da fracture had ended. At the end of the fault in the most affected by the earthquake of November 12 so Kaynasli settlement. More than 90% of the buildings in the town was damaged.
Yiğilca: west to the town of Duzce province and Akcakoca, south to the town and the province of Bolu Kaynasli, the north district of Zonguldak province Alapli, east of Mengen district of Bolu province are surrounded by.
Düzce GEOGRAPHICAL FEATURES
Duzce is located in the western Black Sea basin. East of Duzce, Bolu, Zonguldak province west of the Sakarya and is adjacent to the northeast. The altitude varies between 120-180 meters. The main rivers of the Great Melen River, Little River Melen, Asar Juice, Juice, and Ugur Aksu River.
There are very rich in vegetation and the appearance of green. Plain poplar, nuts and various fruit trees, high areas, beech, oak, fir, alder, pine trees has a rich forest areas. Also prone to steep in places with a high time constitutes a wide space opened in hazelnut orchards.
Despite the climate is hot summers and cold winters and to pass through the region, the Western Black Sea and Central Anatolian climate climate change between niteliğindedir.
Düzce HISTORY

Introducing Düzce Province 2

DÜZCE
GENERAL FEATURES Duzce, Duzce AREA, Düzce, PLATE NUMBER
Area: 1065 km2
Population: 156,326 (2000)
City Traffic Code: 81
Western Black Sea, as the only surviving ancient city of Duzce, today's major administrative, economic and social developments in the way of always rise, many areas to ensure the development of the existing infrastructure, but as soon as possible after 17 August and 12 November 1999 earthquakes to kalkınabilmesi again, Dec. 9 81, 1999 City was.
The so-called rain forests forests of the beautiful highlands, Natural wonders and Güzeldere Samandere Falls, Efteni Bird Sanctuary, Hot Springs, Rivers and the Western Highlands and the only surviving ancient city of the Black Sea region Prusias - Konuralp Museum is not worth seeing.
Düzce DISTRICTS
Districts of Düzce, Akcakoca, Cumayerı, Çilimli, Gökyaka, Gümüşova, and Yığılca'dır Kaynasli.
Akcakoca: Akcakoca, the west of the Black Sea Region, the Department of the Western Black Sea.

Introducing Düzce Province 1

DÜZCE PROVİNCE
Düzce Haritası 
 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız