Social Icons

Pages

20 Ocak 2013 Pazar

Düzce Tarihi 3

1. 1899 Tarihli Sâlnâmeye Göre Kastamonu Vilâyeti:
Anadolu’nun kuzeyindeki vilâyetlerden biri olan Kastamonu; adaşı olan Kastamonu, Bolu, Sinop, Çankırı sancaklarından ibaret 4 livaya, bu livalar da, aşağıdaki taksimatta görüleceği üzere, 21 kaza ve 27 nahiyeye ayrılmıştır.
Vilâyetin Taksimatı
,Sancak Kaza Nahiye,KASTAMONU Kastamonu Devrekâni, Akaya, Kuzyaka, Göl,İnebolu Küre, Abana
Safranbolu Eflâni, Ulus, Aktaş,Tosya -,Taşköprü Gökçeağaç,Arac -,Daday -,Cide -,BOLU Bolu -,Ereğli -
,Bartın Amasra,DÜZCE Akça Şehir,Hamidiye Çarşamba,Gerede -,Göynük -,Mudurnu -,SİNOP Sinop Gerze,Boyabat Turagan,Ayancık Çakılı,ÇANKIRI Çankırı Koçhisar, Tevhat, Şabanözü,Çerkeş Karacaviran, Bayındır, Ovacık



Kastamonu vilâyeti kuzey doğudan güney batıya doğru düz bir çizgi üzerinde, uzunluğu 460 km (84 saatlik) ve kuzey batıdan güney doğuya doğru, yine düz bir çizgi üzerinde genişliğine 180 km (28 saatlik) uzunluğunda olup, doğusu Sivas ve Trabzon, güneybatısı Ankara ve Bursa vilâyetleriyle, batısı İzmit sancağı ile ve kuzeyi de Karadeniz ile sınırlıdır.
Her saniye geçtikçe bizden uzaklaşan mazinin ne olduğu hakkında sorulan sorular tarihin sayfalarına göz atıldığında -bugün Kastamonu adıyla yad olunan bu vilâyet- “Paflogonya” namı altında görülüyor ve topluca sunulan aşağıdaki bilgilerden çıkarılıyor:
Bu toprak, o zaman doğuda Kızılırmak ile - şimdiki Canik sancağı beri tarafta kalmak üzere- Trabzon vilâyeti, batıda Filyos ve Bolu çaylarıyla, güneyde “Galatya” yani “Ankara” vilâyeti ve kuzeyinde Karadeniz ile çevriliydi.
Bugün Bartın kazasında bir nahiye merkezi olan “Amasra” da bu kıtanın büyük şehirlerindendi.
Meşhur Makedonyalı İskender, İran’ı, Mısır ile Hindistan ve Türkistan’ı egemenliği altına aldığı sırada bu kıtanın bazı taraflarını da yönetimi altına geçirmişse de, tamamını zapt ettiği memleketler sayısına katamamıştır. Dünyayı ele geçirme azmini fiiliyata geçirmek için ömrü yetmeyen İskender’in Milattan 323 sene önce -33 yaşında olduğu halde- vefat etmesi üzerine ülkeleri bir takım prenslikler elinde kaldığı sırada “Paflogonya” da bütünüyle tam bir bağımsız hükümet şeklini kazanmıştı. Paflogonya’nın en tanınmış hükümdarlarından olup, M.Ö. 121 tarihinde ölen 2. “Pilman”, mülkünü Pont yahut “Pontus” kıtası Lazistan ve Trabzon sancaklarından ibaret idi. Hükümdarı 7. Mihrdat’a terk etmişse de, o zaman Bursa, Ertuğrul (Bilecik), İzmit sancaklarıyla Bolu’nun batısının yarısında hükümet eden “Bitinya” hükümdarlarından “Nikomid” in oğlu “Filmon”, Romalıların yardımıyla bu toprağın büyük kısmını ele geçirmiş ve M.Ö. 63 tarihinde öldüğünden Romalıların idaresi altına girmiştir.
Roma imparatorlarından Konstantin’in Hz. İsa’nın doğumundan 330 sene sonra İstanbul’u Doğu imparatorluğuna başkent edindiği zaman bu toprak “Pont” eyaletine katılmış, H. 443 (M. 1051) ten itibaren Anadolu’da ağırlığını hissettiren ve 1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra Anadolu’da kurulan gazi devletlerden biri olan Türkiye Selçuklu Sultanlığı’nın yönetimine girmiştir.
Kastamonu’nun ne zaman İslâm yönetimi altına girmiş olduğunu belirlemeye incelemelerimiz yetmeyip, fakat Kastamonu’ya şeref veren kutsal yapılardan “Ata Bey Gazi” Cami-i şerifi –ki kurucusu olan Ata Bey merhumun Kastamonu’nun fatihi olduğu meşhur ve mütevatirdir- kapısı üzerinde H. 672 (M. 1273) tarihinde tamir edildiğinin yazılı olmasına bakarak, Kastamonu’nun adı geçen tarihten çok zaman önce İslâm yönetimi altına girmiş olduğu anlaşılır.
Selçuklu Devleti’nin inkıraza (çökmeye) yüz tuttuğu tarihten bir müddet sonra, yani H. 690 (M. 1291) tarihinde Kastamonu hakimi bulunan Şemsettin Bey bağımsızlığını ilân ederek, Anadolu’nun diğer kısımları gibi, burası da müstakil bir idare şeklini almıştır. O zamanki Kastamonu, Candaroğulları Beyliği, Kastamonu, Sinop, Kangırı (Çankırı) sancaklarından ibaretti.
Bu sülaleden Emir Şecaeddin, Adil Bey, Osmanlı tarihlerinde Kötürüm Bayezid namı ile geçen Bayezid Bey, İsfendiyar Bey, İbrahim Bey, İsmail Bey, Kızıl Ahmet Bey, 174 sene müddetle, sırasıyla Kastamonu’da beylik ettikten sonra, cennet mekân Gazi Fatih Sultan Mehmed Han hazretlerinin gönüllere ferahlık veren adaletli ve merhametli saltanatında, H. 864 (M. 1460) yılında Kastamonu vilâyeti doğrudan doğruya Osmanlı yönetimi altına girmekle şereflenmiştir[3].
1899 tarihli Kastamonu vilâyet sâlnâmesinde, Düzce’nin bağlı olduğu Bolu sancağı hakkında da özet bilgiler bulunmaktadır. Adı geçen sâlnâmeden öğrendiğimize göre Bolu sancağı, doğudan Kastamonu ve Çankırı sancaklarıyla, güneyden Ankara vilâyeti, batıdan İzmit sancağıyla, kuzeyden Karadeniz ile çevrili ve sınırlıdır. Yalnız güneybatı köşesinden ibaret olan Mudurnu kazası Sakarya ırmağı havzasından olup, diğer tarafları Filyos nehri havzasının batı kısmını teşkil eder. Sahillere yakın olan yerlerinde dahi diğer bir takım çaylar doğrudan doğruya Karadeniz’e dökülürler. Bunların en büyüğü Bartın çayıdır. Sancağın büyük bölümü dağlık olmakla beraber nehirlerin vadilerinde güzel ovalar ve münbit bayırları dahi vardır. Aladağ, güney yönünde Ankara vilâyetinin sınırını teşkil ederek, Bolu ovasına kadar eteklerini uzattığı gibi, Abas dağı dahi sancağı batı sınırından başlayarak Bolu çayının vadisi boyunca deniz kenarına kadar uzanmaktadır. Doğu tarafında Sürgün dağı dahi Bolu şehri vadisine kadar uzanarak, mezkur dağlar bir sac ayağı teşkil eder.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız