Social Icons

Pages

16 Haziran 2013 Pazar

Cumayeri İlçe Tanıtımı 3

3 kez tıklanmış.
Cumayeri’nin yüzölçümü 10.011 hektardır. İlçe Batı Karadeniz dağlarının sahile paralel olarak uzanan şeridin hududunu teşkil etmektedir.
CUMAYERİ HARİTA
İlçe topraklarının 5.619 hektarı fındık bahçeleri, 214 hektarı tarla arazisi, 163 hektarı mera arazisi, 3.520’si ormanlık saha ve 200’üde başka arazileri teşkil eder. Buna göre %55’i meyvelik saha, %3’ü tarla arazisi, %3’ü mera, %34’ü ormanlık, %2’si diğer ve %3’ü elverişsiz arazidir.
Tarımda fındık önemli bir gelir kaynağı olup, İlçe merkez nüfusu 9300'dür.
İlçe'nin önemli ve büyük köyleri Dokuzdeğirmen, Avlayan ve Ören Köyü'dür. Dokuzdeğirmen Köyü'nde Rafting turizmi yapılmaktadır. İl ili ve İl dışından çok sayıda turist Dokuzdeğirmen Köyü'nü rafting ve doğal güzellikleri için ziyaret etmektedir.
İlçenin elektrik, su, doğalgaz ve telefon altyapısında sorun yoktur ve çalışır durumdadır. Özel sektörün yaptığı toplu konutlar ve Cumayeri halkının yaptığı yeni evlerle, depremden sonra oluşan konut sıkıntısı bitmiştir. İlçe'de çalışan memurların çoğu ilçede ikamet etmekte olup, Düzce merkezin yakın ve yolunun müsait olması sebebiyle, Düzce ili merkezinde ikamet eden kamu çalışanları da mevcuttur.
İlçe'de kira fiyatları 250-400 TL arasındadır. Düzce merkezde kira fiyatları ise 600 TL'ye kadar çıkmaktadır (2012 yılı, genelde memurların ikamet ettiği kiralık evler).
İlçeden, il merkezi Düzce'ye ulaşım son derece rahat olup, D100 yolu üzerinden toplam 20 kilometredir. Normal bir sürat ile 15-20 dakikada bu yol geçilebilir. Ayrıca ilçede bulunan özel halk otobüsleri gündüz saatlerinde 20 dakikada bir Düzce-Cumayeri arası gidiş-geliş ulaşım sağlanmaktadır. Cumayeri, Gümüşova ilçesi uzaklık da 3 km. dir. Burada ikamet eden öğretmen ve memurlar da bulunmaktadır.
CUMAYERİ İLÇE HARİTA
İlçemizin diğer il merkezlerine ulaşımı da D-100 yolu üzerinde olmasından dolayı oldukça kolaydır. Adapazarı ve Bolu il merkezlerine özel araç ile 1 saat içinde ulaşım sağlanabilir.
İlçemizde 1 tane sağlık ocağı, 4 tane eczane, 2 adet petrol istasyonu, PTT, Ziraat Bankası, bazı bankalara ait bankamatikler, büyük marketler, giyim mağazaları, 2 tane özel 1 tane devletin kurduğu toplu konutlar vb. yaşamı kolaylaştırıcı birim bulunmaktadır.
İlçemiz ile ilgili daha detaylı bilgilere internet siteleri üzerinden ulaşabilirsiziniz.

Cumayeri İlçe Tanıtımı 2

Düzce ovasının batı ucunda yer alan Cumayeri ilçesi arazinin düz ve verimli, çerçevesinde bulunan diğer yerleşim birimlerinin merkezi durumunda büyük bir pazara sahip olması gibi önemli sebeplerden dolayı ekonomik gelişmesini gerçekleştirmektedir. Ayrıca Cumayeri ve köylerinde yetiştirilmekte olan ekonomik değeri çok yüksek ihracat bitkisi fındığın ve fındığa dayalı olarak kurulan fabrikaların bu gelişmede ve bölgesel kalkınmada önemli katkısı olmuştur.
5 kez tıklanmış.
Merkez köyde eskiden yerli Türkler (Manav) oturuyorken, daha sonra bölgeye Balkanlardan 93 Muhacirli diye bilinen göçmenler gelerek Yeni Yaka Köyü’nü oluşturmuşlardır. Ayrıca bölgeye Kastamonu ve Çankırı yörelerinden göçler olmuş, son yıllarda ise bilhassa dağınık alanlarda Doğu Karadeniz bölgesinden gelen vatandaşlar yerleşmişlerdir. Ağırlıklı olarak Ordu, Giresun ve Trabzon yöresinden gelen vatandaşlardan oluşmaktadır. Bunların dışında bölgede az miktarda Kafkas kökenli vatandaşlar yaşamaktadırlar.
3 kez tıklanmış.
İlçe Batı Karadeniz bölgesinin batısında; 10.011 hektar arazi üzerinde kurulmuştur. Bu arazinin 9.717 hektarlık bölümü genel kültür arazisidir. Cumayeri düz bir ova ve Düzce ovasının bir parçasıdır. İlin en batısında yer alan bir havza olup yükseltisi deniz seviyesinden itibaren 112 m.dir.

4 kez tıklanmış.
Ova yüzeyi dördüncü zaman alüvyonları ile kaplı bir göl tabanıdır. Kuzeyden Kaplan dede ve Orhan, Güneyden Kerem Ali ve Abant Dağları ile çevrili ovanın doğu-batı uzunluğu 25-30 km. Kuzey Güney genişliği 15-16 km dir.
Cumayeri 1987 yılında Gümüşova beldesiyle birlikte birleşerek Cumaova adı altında ilçe olmuştur. Cumayeri, 1993 tarihinde Gümüşova’dan ayrılmış ve müstakil bir ilçe olmuştur. Cumayeri, Aralık 1999’da Düzce’nin il olmasıyla birlikte Düzce’ye bağlı ilçe olmuştur.

Cumayeri İlçe Tanıtımı 1

DÜZCE İLİ CUMAYERİ İLÇSİ
CUMAYERİ İLÇE TANITIM
3 kez tıklanmış.
CUMAYERİ RESİMLERİ
CUMAYERİ FOTOĞRAFLARI
CUMAYERİ TANITIM
CUMAYERİ
 DÜZCE CUMAYERİ
CUMAYERİ İLÇE TARİHİ VE COĞRAFYA
Cumayeri’ nin Tarihi ve Coğrafi Yapısı

150 yıllık bir tarihi geçmişi olan Cumayeri ilçesi, önce Çevrik Köyü adı altında Büyük Melen Çayı kenarında kurulmuş, yerleşim daha sonra bataklık ve buna bağlı sıtma hastalığı nedeniyle batı bölgelere kaymıştır. Hızla gelişen Çevrik köyü, yaklaşık 1 km kuzeyde bulunan Yeni Yaka Köyü ile birleşmesi sonucu 1968 yılında CUMAYERİ adı altında Belediye olmuştur. 5 mahalleden (Orta, Çevrik, Yenimahalle, Mehmet Akif, Yaka) meydana gelmiştir.
3 kez tıklanmış.
Cumayeri, ilk önce yakınında bulunan Gümüşova beldesi ile birleşerek 19.06.1987 ve 3392 Sayılı Kanunla CUMAOVA adı altında ilçe olmuştur. Ancak 27 Aralık 1993 gün ve 3949 sayılı Kanunla adı Cumayeri ilçesi olarak değiştirilmiş ve Gümüşova Beldesi 18 köyle birlikte ilçemizden ayrılarak müstakil ilçe olmuştur.
2 kez tıklanmış.

8 Haziran 2013 Cumartesi

Akçakoca İlçe Tanıtımı 8






COĞRAFİ KONUM

Akçakoca, Anadolu’nun kuzeyinde Batı Karadeniz bölgesinde Düzce iline bağlı ve İlin en büyük ilçe merkezidir. İlçenin kuzey sınırı; Batıda Melen Irmağının denize döküldüğü 30.59 dereceden başlar, Doğuya doğru uzayarak Karataş deresinin denize vardığı yerde 31.16 derecede biter. Doğuda Zonguldak ilinin Alaplı ve Yığılca ilçeleri, Güneyde Düzce ili, Batıda Sakarya ilinin Kocaali ilçesi ile çevrilmiştir.

1050 km2. yüzölçümüne sahip olan Akçakoca’da meskun saha 700 m2. Ormanlık saha 35 km2. dir. Halen 42 köy ve 9 mahalleden kurulu olup nüfusu 25.000 civarındadır.

FİZİKİ DURUM

Akçakoca platosu Kuzeyden Güneye, Batıdan Doğuya yükselerek dağlık sahaya geçer. Güneyde yükseklikleri Kaplan Dede (1152 m) , Haciz (960 m), Orhan Dağları deniz kıyısına paralel olarak uzanırlar.

İlçenin Doğusu tepeler ve sırtlardan oluşur. Yükseklikleri 300 metreyi geçmeyen ‘’İncirbaşı, Sivri Tepe, Çakal Ağılı, Ballıca, Aktaş, Pınarlık, Donbay Tepe’’ bunlardan bazılarıdır.

Kıyılarında yüksek ve dik falezlerin göründüğü Akçakoca’da en sığ kıyılar Melenağzı, Edilli, Töngelli, Çayağzı, Akkaya iskeleleridir.

Sahildeki kayalar Karadeniz’in heybetli dalgaları tarafından aşındırıldığından yer yer Yalıyarlar oluşmuştur. Bunların en yükseği Ceneviz Kalesi ile Değirmenağzı arasında 30 m. yükseklikteki Soyat yalıyarlarıdır.

İki çarşısı bulunan Akçakoca’nın meskun mahalleri 80 – 90 metrelik bir irtifada düzlük üzerindedir. Bölge kum, taş, marn kısmen kireçli ve kilden oluşmaktadır. Merkez hariç diğer kıyılar Kuarterner Alivyonlar ile kaplıdır. Bu kıyılardaki kumlar şistten dolayı çok inceyken, merkezdeki kumlar daha kalındır.

Akçakoca ve çevresi zemin özellikleri itibari ile tarihde ve yakın geçmişde bölgenin görmüş olduğu depremlerden ötürü bir çöküntü ve tahribat yaşamamıştır.

İKLİM

Akçakoca deniz iklimine sahipdir. Karadeniz ilçesi olmanın getirdiği özellikleri taşımaktadır. İlkbahar ve Sonbahar ‘da yağışlı, kışları rüzgarlı Ocak, Şubat aylarında da kar yağışlı günlere sahipdir. Yazları sıcak geçen Akçakoca kuzey rüzgarlarına açıkdır. Karayel, Poyraz ve Yıldız rüzgarları en önemlileridir.

Sıcaklığın mutedil oluşu, denizden karaya doğru bol nemin gelmesine sebep olmaktadır. Nem en çok %83, en az %64 dür. Bu oran kıyılarda 50 – 60 , dağlarda 40 – 50 olduğundan Akçakoca çevresi nemli bir yöre sayılmaktadır.

AKARSULAR

30 kadar dere ve dereciklerden oluşan akarsular, Güneyden Kuzeye doğru akmak da ve Karadeniz’e dökülmektedir. Melen ırmağı hariç hepsi Akçakoca sınırları içersinde doğar ve denize dökülürler. Birkaçını sayacak olursak; Megen Irmağı, Kalkın Deresi, Darı Deresi, Taşman Deresi, Akdere Deresi, Orhan Deresi gibi.

BİTKİ ÖRTÜSÜ

İklimin yağışlı ve mutedil olması bitki örtüsünün gür olmasına sebep olmuştur. Akçakoca’nın 30 km. lik kıyı şeridi; fındık tarlaları ve tabii ormanlarla bezenmiş olup; Kayın, Gürgen, Kestane, Ihlamur ve Meşe en sık rastlanan ağaç türleridir.

Deniz kıyılarında Defne, Kocayemiş, Muşmula, iç kısımlarda Orman Gülleri, Yer Gülü ve Erica ağaçları, Eğrelti otu, Çoban Püskülü ve çayır otları bulunur.

Akçakoca İlçe Tanıtımı 7

Dördüncü Haçlı Ordusunun çoğu Fransızdır. Venedik gemileri ile Venedik’ten hareket ettiler. İstanbul’a gelerek konakladılar. O sırada Bizans’ta yine post kavgaları devam ediyordu. Haçlılar bu nedenle İstanbul’a davet edilmişlerdi. Cenevizler şehrin güzelliğine dayanamadılar ve İstanbul’u zaptettiler. (MS 1204) Latin İmparatorluğunu kurdular. (1204-1261)
Dördüncü Haçlı Seferi sırasında Karadeniz kıyılarında Cenevizliler müstemlekeler kurmuşlardı. Ticaret merkezlerini elde ederek limanlardan sahile doğru yayılmışlardır. Karadeniz sahilinde bulunan Ereğli ile Amasra ve havalisi Cenevizlilerin eline geçti. Gebe kilise (Aktaş), Kızılca kilise (Nazımbey) köylerinin bulunduğu arazi ile Ceneviz kalesi ve çevresinde bağcılık ve çiftçilikle geçinen Hıristiyan halk bulunuyordu.


Selçuklular Moğol istilası karşısında yenilince (1227-1330) göçebe Türkler Moğollara karşı devamlı isyan etmeye başladılar ve beylikler kurmaya başladılar. Bolu’da Bolu Beyliği, Söğütte Osman oğulları bulunuyordu. Osman Bey, Bizans hududunda üç tane uç beylik kurdu. Kara Denize doğru olan yerlere Konuralp’i İzmit ve havalisine Akçakoca’yı İznik’e, Samsa Çavuşu uçbeyi seçti. Ancak Bitinye Bölgesinde bulunan şehirlerin alınması işi Orhan zamanında tamamlanabilmiştir. Orhan Bey tahta geçince İzmit havalisine, Konuralp’i Gerede nahiyesi, Akbaş Mahmut’u Karadeniz sahiline, Gazi Abdurramanı Yalova ve Gemlik bölgesinde görevlendirdi. Orhan Bey’in Akçakoca Bölgesine geldiği ve Göçürler köyünde Baki Çelebi’de ve Kepenç Köyünde Çavuşoğlu’nun evinde misafir kaldığı söylenir. (1323) Zaman içinde küçülen ve 17 hane kalan Göçürler Köyü bugünkü Töngelli köyü civarında idi. 1891 yılında dağılmıştır.
Akçakoca’nın Osmanlılar tarafından zaptedildiğine dair bir belgeye rastlanmamıştır. Akçakoca Beyin Akçakoca’yı zaptettiğine dair bilgi yoktur. Bazı yazarlara göre, zaten Yörük olan Akçakoca yöresi kendiliğinden Osmanlılarla birleşmiştir. Bu görüşü destekleyen bazı kanıtlardan söz edelim
1. 1337/1923 tarihli Bolu İl Salnamesi s. 550’de; “Orhan Gazinin akıncılarından Akbaş Mahmut’un Amasya’ya kadar uzanan Karadeniz kıyılarını zaptettiği” yazılıdır. Akçaşehir’in zaptedildiğinden söz edilmemektedir.
2. Cevdet Paşanın Kısas-ı Enbiyasında da “Orhan Gazi”den bahsederken Akçakoca’yı İzmit havalisine, Konuralp’i Gerede nahiyesine, Akbaş Mahmut’u Karadeniz sahiline, Abdurrahman Gaziyi Yalova ve Gemlik havalisine izam eyledi”, denilmektedir. Burada da Akça şehrin fethedildiğine dair bir ifade bulunmamaktadır.
3. Orhan Gazi’nin Prusya’yı (Üskübü) ele geçirmek üzere 40 atlı ile Akçaşehir’e geldiği, Aftunağzı (Çayağzı) köyünde konakladığı, hatta oradaki caminin Orhan Gazi’nin buyruğu ile o zaman yapıldığı, Akçaşehir’den Baki Çelebi ile Çavuşoğlu’nu alıp Üskübü’nün fethine gittiği, yararlıklarını gördüğü bu iki kişiye Üskübü’den bol miktarda toprak verilerek ödüllendirildiği bugünde halk arasında söylenmektedir. Ayrıca, Akçaşehir’in güneyindeki dağlara Orhan Dağları, Yalı Mahallesindeki akan dereye Orhan Deresi denilmektedir. Aynı derenin doğusundaki topraklara tapu kayıtlarında ise “Orhan Gazi vakfındandır.” Şeklinde kayıt bulunmaktadır.
İdari bakımdan hep Bolu’ya bağlı kalmış olan Akçakoca, 1999 yılında il olan Düzce’ye bağlanmıştır. Akçakoca idari yönden şu aşamalardan geçmiştir.
Ziyaretcilerin gece olduğunda kesinlikle ziyaret ettiği ve şehir halkının geceleri çıkıp dolaştığı Çınar caddesi adını cadde boyu bulunan ağaçlardan almaktadır. Kayın kestane ıhlamur çınar meşe ağaçlarından oluşan bitki örtüsü tatilcileri çekmektedir.

Akçakoca İlçe Tanıtımı 6

Akcakoca
Mesut’un Ankara Meliki olmasından az önce II. Kılıç Aslan (1155-1192)’ın Selçuklu kuvvetleri, 1177’de bu kale önlerinde görünerek kısa müddet kuşatmışlardı. Ancak Mycrikephalon Meydan Savaşı mağlubu Manuel Komnenos burada kendi şerefini iade edecek küçük bir başarı kazanabilmişti. Melik Mesut Bolu’nun doğusunda yeni fetihlerde bulunmuş Kastamonu Bölgesini ve Safranbolu’yu kuşatarak ele geçirmiş ve Türk göçmenlerini iskân ettirmiştir. Gerede,, Mengen, Köroğlu Dağları ve Bolu çevresi Oğuz kabileleri birliğine dahil birçok Türkmen gruplarının yeni vatanı olurken, Mudurnu istikametinden de Sakarya vadisine doğru yayılışları görülmektedir
Akcakoca.
Selçuklu Devletinin yıkılmasından sonra Umur Hanlılar bu bölgeye hakim oldular. Osmanlı ve Candar Beylikleri arasında kalan Umur Hanlıların yerini, Göynük, Bolu ve Gerede’de küçük beyler almışlardır ki, bunların askeri kuvvetleri 3000 - 5000 atlıyı geçmiyordu.
Anadolu’ya oranla Bolu yöresinde Oğuz boylarına ait yer adlarının oldukça fazla olduğu görülmektedir. Akçakoca’da Kınık ve yer adı olarak Yörük Yatağı Tepesi buna örnektir. Kınık adı ile 46 yerleşme bilinmektedir. Bunun 6 tanesine (0/0 13’ü) Bolu yöresinde rastlanmaktadır.”
Bir başka kaynağa göre Akçakoca’ya Selçuklu Türkleri gelerek yerleşmeye ve köyler kurmaya başlamışlardı. İlk gelenlerin Koçar Bey ve onun yakınları olduğunu söylemektedir. Koçar Beyin yerleştiği yer bugünkü Koçar köyüdür. Selçuk kollarının orman bölgesinde kurdukları köyler şunlardır; Gökçeali, Doğancılar, Beyören, Balatlı, Kınık, Ketmenli, Kepenç, Göktepe, Keramettin, Kapkirli ve Cuma yeri vb
Cevdet Türkkaya’nın “Osmanlı İmparatorluğunda Oymak, Aşiret ve Cemaatlar-İstanbul, 1979” adlı eserinde:
Kerameddinler bugünkü Akçakoca’ya yerleşmişlerdir. Denizden görünüşü beyaz olduğu için Kerameddinler buraya Akçaşar veya Akçaşehir adını vermişlerdir. Keramettin (Kazanın Merkezi); Akçaşehir’i, Bolu kazası (Bolu sancağı) olarak belirtilmekte, halkının yörükan tarifesinden olduğu (s. 507) ve Keramettinin mezarının ise, Orhan Gazi İlkokulunun 50 metre yakınında ve yolun sağında olduğu ifadesi yer almaktadır.
Osmanlılar batıdan doğuya doğru ilerledikçe şehir isimleri de değiştirildi. Dia/Diospolis, Akçaşehir ya da Akkent adını aldı. Bu sahil kasabasının ilk sakinleri Kerameddinlilerdir
Aynı şekilde Tahirli, Arabacılar, Fadıllar, Kınık köyleri halkının da Yörük olduğu belirtilmektedir. Kınık için aynen şu ifadeler yer almaktadır.
“Adana, Hama, Hums, Ankara, Aksaray, Konya, Karaman, Kütahya ve Çorum sancakları, Koçhisar kazası (Kengir sancağı), On iki Divan kazası (Bolu sancağı) Edirne kazası (Paşa sancağı), Çorlu kazası (Vize sancağı), Tekfur dağ kazası (Çimen sancağı) Türkmen yörükan taifesindendir. Kara koyun aşiretinden olan Kınık cemaatı, Adana’da kışlardı. (s. 517)
Halk arasında yaygın olarak kullanılan Manav Türkleri hakkında yaptığımız incelemede; Manavların; İçel sancağı, Anamur kazası (İçel sancağı), Manisa kazası (Saruhan sancağı) Düşenbe kazası (Ala iye sancağı) yörelerindeki yörükan taifesidir. Yörük deyimi; iyi ve çabuk yürüyen, göçebe, (Anadolu’da çadırda oturana) Türkmenler, bir yerde yerleşmeyen göçebe halkı anlamına kullanılmaktadır.

Akçakoca İlçe Tanıtımı 5

Akcakoca
Oğuzların, Bizansa karşı yaptıkları akınlar on birinci yüzyılda (1019) başladı 1079 yılına kadar sürdü. 1071’de Alpaslan’a yenilen Bizanslılar Anadolu’yu terk etti ve Anadolu’da Selçuklu Devleti kuruldu. Kutulmuş oğlu Süleyman Bolu ve bölgesini zaptetti. Büyük Selçuk Sultanı Melikşah ile kıymetli veziri Nizamülmülk Anadolu’yu Türkmenlere yurt olarak göstermiş; Türkmen boyları Anadolu’nun her tarafına yayılmışlardı. Anadolu’ya gelen göçmenlerin miktarı yaklaşık yerli halk kadardı. Günümüzde ilçe, bucak ve köy isimleri Türkmenlerin ulus, boy, oymak isimlerini saklamaktadır.”
Akcakoca
Prof. Dr. Mecdi Emiroğlu’nun “Bolu Yöresi Yer Adları” adlı araştırmasında şu ifadeler yer almaktadır. “11.yy. dan itibaren Anadolu’ya doğudan gelip yerleşen Türkler bu yerlere yeni adlar verirlerken bunların bir kısmını da eski şekliyle kullanmaya devam ettikleri veya dillerine uygun hale sokarak adlandırıldıkları görülmektedir. Bolu (Cloudiopolis), Mudurnu (Modrenae), Düzce (Dusea pros Olympum) vb.”
Akcakoca
Yörede özellikle öz Türkçe adlar Oğuz Türkleriyle verilmeye başlamış ve Osmanlıların yükseliş dönemine dek (1450) sürmüştür.
Enver Konukçu’nun “Köroğlu’nun Yaşadığı Asırda Bolu’nun Siyasi Durumu XVI-XIII. Yüzyıllar, Ankara 1983 s 53” adlı araştırmasında şu ifadeler yer almaktadır.
“Bolu Kuzey-Batı Anadolu’nun eski ve önemli yerleşme merkezlerinden biri idi. Bizans devrindeki Klaudiopolis’in son kısmındaki polis (şehir) den halk arasında Bolı, Boli ve Bolu diye söylenmiştir.

Akçakoca İlçe Tanıtımı 4

Akcakoca
Böylece Bitinya, Romalıların Anadolu’daki beş eyaletinden biri oldu. Roma İmparatorluğu M.S. 395 yılında ikiye ayrılınca Akçakoca bölgesi, merkezi İstanbul olan Doğu Roma İmparatorluğuna katıldı.
Akçakoca, Bizans döneminde Arap akınlarına uğradı. Halife Velid döneminde (705-714) Emevilerin ikinci halifesi ve ilk İslâm parasını basan Birinci halife Abdül Melik bin Mervan’ın (685/705 oğlu) Karadeniz Ereğlisi’ni ve Amasra ‘yı yakıp yıktı. 
Akcakoca
Mutaasım (833-842) zamanında, hassa ordusu, Türklerden kurulmuştu. Mütevekkil (847-861); Abbasilerin 10. Halifesi zamanında, Arap askerleri terhis edildi. Halife ordusu yalnız Türklerden ibaret kaldı. Bu dönemde Türkler, halife adına Abbasi Saltanatını yönetiyordu. Böylelikle Anadolu’da Türklerin eline geçmiş bulunuyordu. Bunlar Anadolu’ya fatih olarak değil, halife askeri sıfatıyla gelmişlerdi. Görünüşte halifeye bağlı, ama gerçekte bağımsız idiler. Hemen her sene gazaya çıkarlar, Anadolu’ya akın ederler, Bizansa hücum ederler bir veya birkaç şehir alırlardı.
Akcakoca
 Profesör Mükrimin Halil Yinanç derki; “Anadolu’da bunların akınına uğramayan hemen hemen hiçbir şehir yoktur.” Yaklaşık iki buçuk üç asır süren bu “Gaza ve Cihad” devri, Bizansın temeli sayılan Anadolu’daki şehirlerin yıkılmasına ve servetlerin mahvına neden oldu. Bu Türk akınları XI yüzyılda doğudan gelecek olan Türk fatihlerinin, Anadolu’da ki fetihlerini kolaylaştırmıştır. Bolu ve Düzce bölgesi de huduttaki, uç eyalet gazileri tarafından istilaya uğramıştı.

Akçakoca İlçe Tanıtımı 3

Akcakoca
Bu dönemde Akçakoca ve çevresi ormanlarla kaplı bir yerdi. Halk göçebe bir düzen içinde derme çatma kulübe ve çadırlarda yaşıyorlardı. Bu bölge, daha uygar bir düzen kuran Bitinyalılar için cazip görünüyordu. Zipitis, doğa olanaklarından yana zengin, insan emeğinden yana fakir olan bu geniş alanda kendi adına bir şehir kurdu. Dia veya Diapolis adları, Akçakoca’nın bilinen en eski adıdır. Diapolis, Zeüs’ün kenti anlamına da gelmektedir. Dia, Grekçe ve Latince’de “arasından ayırmak” ya da “iki parçaya ayırmak” anlamlarına gelmektedir. 
Akcakoca
Akça sözcüğünün ışıkla ilgisi vardır. Pisidya tarihi ile ilgili kaynaklarda ve rastlanan Pisidya haritalarında Dia veya Diapolis adları yer almaktadır. Bir başka kaynağa göre ise Akçakoca’nın ilk adı Tospolis idi. Şarl Teksiye’nin Küçük Asya adlı kitabında Akçaşehir’in adı Tospolis olarak geçmektedir.
Akcakoca
Makedonya kralı Büyük İskender, İran hükümdarı III. Dara’ya karşı Asya seferini açtığı zaman, Bitinyalılar la Heraklialılar savaş halinde idi. (Bolu Salnamesi, 1338, s.224) Bitinyaya bağlı Akçakoca ile Ereğli arası devamlı savaşların yapıldığı bir bölgedir. Bölge daha sonra Büyük İskender’in himayesine girdi. İskender’in Babilde ölmesi üzerine, bölge önce komutanlarından Antigon’un ve daha sonra da Lazirmark’ın eline geçti. Sezar, Pontos’u zaptederek Roma İmparatorluğuna kattı.

Akçakoca İlçe Tanıtımı 2

Akcakoca
Akçakoca’nın tarih öncesi çağlarına ait dönemdeki yapılan çalışmalar: mevcut bilgilerin yetersiz oluşu nedeni ile tam olarak bilinmemektedir. Hitit dönemine ait bilgilerde yetersizdir. Bu nedenle bu dönemler hep karanlıkta kalmıştır. İncelediğimiz kaynaklar, Akçakoca ve çevresi ile ilgili tarihi hep Bithynialar ile başlatılmaktadır. Tarih süreci içinde Bolu ve çevresi ve Akçakoca’da Romalıların, Bizanslıların, Selçukluların ve Osmanlıların eserlerine rastlamaktayız. Bu eserlerin bazıları günümüze kadar gelmiştir.
Akcakoca
Tarihte Trak Boğazı denilen İstanbul Boğazı’nın doğusu Anadolu Trakyası olarak bilinmektedir. Bolu, Anadolu Trakyası’nın doğusunda yer almaktadır. Bu bölgeye, yerleşen kafilelere oranla Bebrisya ve Bitinya adları verildiği gibi, Bolu çevresi ve Kuzey- Batı Anadolu’ya Bithynia denmektedir. Bolu’nun en eski adı Bitinyum idi. Daha sonraki dönemlerde Bitinyum adı Kladyopolis (Cloudiopolis) olarak değişmiştir.
Akcakoca
Genellikle Bitinya’nın deniz kıyılarında yerleşmeyi tercih eden Bebrislerin, Bitinyen’lerden olmadığı bilinmektedir. Ünlü ozan Homores’un Truva savaşlarını anlatan destanlarında Bebrislerden hiç söz etmemesi de Bebrislerin Trak kökenli olmadıklarının bir kanıtı sayılır. Önceleri Çanakkale çevresinde krallık kuran Bebrisler Karadeniz’de Akçakoca ve Karadeniz Ereğlisi çevresinde yerleşmişlerdir. Bebris’ler bir Frik boyudur.
Bitinya krallığının kurucusu Bias’tır. Bias’ın ölümü üzerine Zipitis, Bitinya’nın ikinci kralı oldu. Bu dönemde Karadeniz Ereğli’sinin adı Heraklia’dır. Heraklia, krallıkla yönetiliyordu. Bitinyalılara karşı düşmanca davranıyorlardı. Zipitis M.Ö. 298-297 yıllarında Heraklia üzerine yürüdü ve Heraklia’yı zaptetti.

Akçakoca İlçe Tanıtımı 1

DÜZCE İLİ AKÇAKOCA İLÇESİ

Akcakoca
AKÇAKOCA İLÇE TANITIM  
Akçakoca Batı Karadeniz bölgesinde Düzce iline bağlı ilçedir .
Akçakoca Karadeniz kıyı şeridinde 35 km uzunluğunda geniş ve güzel bir kumsala sahiptir. Akçakoca özellikle 1950'den sonra güzelliğiyle turistik bir yer haline gelmeye başlamıştır. Bunda özellikle Ankara ve 
Akcakoca
AKÇAKOCA RESİMLERİ,AKÇAKOCA FOTOĞRAFLARI,AKÇAKOCA TANITIM,AKÇAKOCA KİM
,AKÇAKOCA TARİH,AKÇAKOCA,DÜZCE AKÇAKOCA

İstanbul gibi büyük şehirlere 3 saatlik bir uzakta olmasına bağlıdır. Ankara ve İstanbul'dan sonra Zonguldak ve Bursa'dan oldukça turist çekmektedir. Akçakoca denizi ve kumsalından başka bitki örtüsü bakımından bakir güzelliğiyle de turistleri çekmektedir.
AKÇAKOCA İLÇE TARİH

Akçakoca’nın 1934 yılından önceki adı AKÇAŞEHİR’ idi. Bu nedenle tarihi kaynaklarda Akçakoca adı yerine Akçaşar, Akçaşehir adı geçmektedir. Türklerin bu bölgeye yerleşmesinden çok önceki dönemlerde de bu kasaba Bolu’nun bir iskelesi olarak vardı. Kara ulaştırmasının çok güç şartlarda yapıldığı bir dönemde deniz ulaştırması büyük önem taşıyordu ve ulaştırma deniz yoluyla gerçekleştiriliyordu. Bu nedenle de o dönemlerden yakın dönemlere kadar Akçakocalıların en büyük geçim kaynağı deniz ulaştırmacılığı idi.

Düzce İli Tanıtım Videoları

Düzce İli Tanıtım Videoları

Düzce Spor Kulübü

DÜZCESPOR
DÜZCESPOR LOGO
DÜZCESPOR TAKIM

Düzcespor, 1967 yılında Düzcespor ve Düzce Gençlikspor amatör takımlarının birleşmesiyle kurulan Türk spor kulübü.
Yıllar boyu Türkiye İkinci Futbol Liginde mücadelesini sürdürmüş, 1999 Düzce depremi sonrasında liglerden çekilmesinin ardından bu lige dönememiştir. Kulübün onursal başkanı Aziz Yıldırım'dır; fakat bugüne değin bu durum kâğıt üzerinde kalmıştır. Basketbolda ise Düzce Gençlik; Türkiye İkinci Basketbol Liginde başarılı sezonlar geçirmiştir. Öte yandan her iki takımda 2009-10 sezonunda oynadıkları liglerde başarısız olup alt liglere düşmüşlerdir. Düzcespor futbol takımı amatör ligde varlığını devam ettirme çabası içerisindedir.
1967-68 futbol sezonunda Türkiye şampiyonu olarak profesyonel kulüp olma hüviyeti kazandı. İlk kulüp başkanı Atıf Bilginen'dir. Profesyonel ligdeki ilk yılında şampiyon olarak ikinci milli ligine çıkan Düzcespor, 1969-70 sezonunda 3. Lige düşmüş, 1976-77 sezonunda 2.Lige çıkmış, 1988-89 sezonunda 3. Lige düşmüş, 1993-94 sezonunda tekrar 2. Lige çıkmış, 1997-98 sezonunda bir kez daha 3. Lige düşmüştür. 2002-03 sezonunda amatör lige düşmüş 2008-09 sezonunda tekrar 3.Ligde mücadele etmiştir. 2009-10 sezonu sonunda tekrar amatör lige düşmüştür.

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Düzce Tarihi 12

NEREDE KALINIR:
Ankara'nın, İstanbul'un ön bahçesi konumunda ki Akçakoca turizm alanında ilk fark edilen tatil yörelerinden biri olarak çeşitli konaklama alternatifleri sunuyor. Bakaınız konaklama ve yeme içme yerlerine…

GÖLYAKA

Geçmişte batılı gezginlerin de ilgisini çekmiş olan Düzce’nin en batı ucunda yer alan Gölyaka’da ilk yerleşim buluntuları Proto Hititler’e ait. M.Ö. 1800–2000 yılları arasında Hititlerce iskân edildiği Friklerin, Lidyalıların, Roma ve Bizans etkisine girdiği sanılıyor. İlçe İmamlar Köyü iken 1955’de Düzce’ye bağlı nahiye, 1962 yılında yakınında yer alan gölden dolayı Gölyaka olarak anılmaya başlamış.

Efteni Kaplıcası
Düzce’nin 20 km. güneybatısında Gölyaka sınırları içinde çamlık bir yamacın eteğinde Efteni Gölü kıyısındadır. Çevresi özel mülkiyet olan kaplıcanın; su sıcaklığı 42 C, debisi 2 lt/sn dir. Kapalıcanın cilt hastalılarına,romatizmak hastalıklara ve hazımsızlığa iyi geldiği söylenmektedir. Termal Turizmine yönelik yatırım projeleri 2 ayrı tesis yapılmıştır. Butik otel ve 3 Yıldızlı olarak iki bölüm şeklindedir. Bölge kaplıca, şelale,doğa ve alternatif turizmi olarak planlanmaktadır. Yollarıda yapılmıştır Eko turizme kazandırılmalıdır.

Gölyaka Kültür Parkı
Gölyaka Kültür park’taki 790m2 lik saha 30.06.2007 tarih ve 26568 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren ve Bakanlar Kurulunun 2007/ 12286 sayılı kararı ile turizm merkezi ilan edilmiştir.Golf sahası için yerinin çok uygun olduğu düşünülmektedir.Yöre halkının mesire alanı olarak kullandığı yerlerimizden biridir.

Efteni Gölü
Gölyaka İlçe’si sınırları içindedir. Otobana 14 km. uzaklıktadır. Etrafında özel mülkiyet olan tarım arazileri vardır. Doğal bir potansiyel arz etmektedir. Suların düzenlenmesi ve gölün etrafındaki bataklıkların kurutulması gerekir. Milli Parklar’a aittir.
Göl kelimenin tam anlamıyla bünyesinde 35’i kalıcı, toplam 150 çeşit kuşa ev sahipliği yapan bir kuş cenneti olarak anılıyor. Leylekler, yaban ördekleri, tepeli beyaz balıkçıllar, angıt, sakarmeke, kuğular, gölün gediklilerinden olup kolay görünenler arasında yer alıyorlar. Kuşların göç yollarında,bir mola gölü olan Efteni su seviyesinin dışında nilüfer çiçekleriyle, sazlıklarıyla kuşları saklarken fotoğraf ve kuş gözlemcilerine kompozisyon oluşturuyor

Güzeldere Şelalesi ve Mesire yeri

Milli Parklara aittir. Müstecir tarafından işletilmekte olup konaklama,yeme, içme, piknik alanları vardır Düzce’den Güzeldere Mesire Yeri ve şelale 28 km., Gölyaka’dan 16 km. uzaklıkta hafta sonları oldukça kalabalık olan bir kamp, piknik alanı normal araçlarla gelinebiliyor. Geldiğinize de değiyor. Güzeldere Şelalesi için 120 m. yükseklikteki blok kayaların üzerinden dökülen bir nehir demek daha uygun olacak.

Kardüz Yaylası
Gölyaka ilçesine 28 Km uzaklıkta bulunan Kardüz yaylasında 67 yıldır geleneksel yayla şenlikleri yapılmaktadır. 1820 m. yüksekliktedir. Yol ve elektrik sorunu vardır. Kış turizmine uygundur. Yazın çim kayağı ve yayla turizmi için elverişlidir. Ulaşım imkanlarının iyileştirilmesi durumunda kış turizminde değerlendirilebilecek potansiyel bir kaynaktır.

Efteni Termal Otel:
Düzce merkeze 12 km uzaklıkta Gölyaka İlçemize 3 km TEM otobanı ve D-100 den ulaşabilirsiniz. Termal hizmeti alırken Efteni Gölünü Köyüyle doğal seyredebilirsiniz. Türkiye’nin en yüksekten akan Güzel dere Şelalesinin su sesini dinler ve doğa yürüyüşünü yapabilirsiniz. Yaylalara, derelere uzanabilirsiniz.

NE YENİR:
Güzeldere Şelalesine piknik amaçlı gidenler Düzce veya Gölyaka'dan piknik malzemesini tedarik edebilirler. Hazırlıksız gelenler için Mesire yerinde bulunan kır lokantası, Izgara kuzu eti çeşitleri, Alabalık yapıyor. Mönünüzü salata çeşitleri ile içeceklerle zenginleştirebilirsiniz. Alabalıkların yanında kızartılmış soğan, domates, biber, limon veren kır lokantasında alkollü içecek bulunmuyor. Mevsiminde (Mayıs-Haziran aylarında) dağ çileği yenebiliyor veya kır lokantasından dağ çileği reçeli, doğal bal satın alabiliyorsunuz. Fındık, alınması gereken yöresel tatlardan bir başkası. Dağ turunuz boyunca rastladığınız pınarlardaki, yol çeşmelerinde ki sular içilebiliyor.

YIĞILCA

Düzce’den çıkıp Akçakoca yönüne devam ederken sağ tarafta ayrılan yol, bizi Düzce’nin bir başka ilçesi Yığılca’ya götürüyor. Fakat ilçe merkezinden önce, bizi şaşırtıcı olduğu kadar hayranlık uyandıran, gözümüzü, gönlümüzü açan güzellikte bir doğa harikası Hasanlar Barajı su toplama havzası karşılıyor. Göze sığmayan büyüklükte ve güzellikte ki göl, her kıvrımından, her yüksekliğinden değişik manzaralar, pastoral lezzetler sergiliyor. Göle paralel devam eden kaliteli yol, ara sıra göl kıyısına dek iniş müsaadesi verirken bazı ailelerin bu imkânı değerlendirerek kıyıda piknik yaptıkları görülüyor. Her yıl düzenlenen yelken yarışları bir yana, Hasanlar baraj gölü zengin balık kaynakları ile amatör olta balıkçılığı için uygun sahilleri ile de dikkat çekiyor. Barajın bitimine doğru en uzak köşesinde yemyeşil tepelerden yürüyerek veya aracınızla balık tutacağınız kıyıya kadar iniyor, kimseye bir kuruş ödemeden balıkları tutuyor, ruhunuzu dinlendiriyorsunuz. Baraj gölünün yüzeyine düşen yansımalara ve gün batımında asil ışıklarla yıkanan manzarayı seyretmeye doyum olmuyor.

Sarıkaya Mağarası

Yığılca İlçesindedir,Sarıkaya Mağarası Batı Karadeniz bölgesinin en büyük mağarasıdır,içinde şeleler vardır, birinci derecede doğal sit alanıdır. Genişliği 80 m. Boyu 75 m. tavan yüksekliği 15-40 metreler arasında değişmektedir. Giriş bölümündeki salonun içi damlataşlarla kaplıdır.Turizme açılması çalışmaları Kültür ve Turizm Müdürlüğümüzce devam etmektedir. Turizme açıldığında yörenin kalkınmasında çok büyük önem arz edecektir.

Saklıkent,Değirmenaltı,Çıraköprü Şelaleleri
Yukarda adı geçen 3 şelalemiz Yığılca ilçesi içindedir. Saklıkent şelalesi Düzce merkeze 40 km. uzaklıkta,adından da anlaşılacağı gibi orman içinde saklı iken yeni keşfedilen bir şelaledir.Yedigöller yol güzergahındadır.Yğılcaya 5 km. uzaklıktadır. Yanında yeme,içme için uygun alabalık tesisleri mevcuttur.

Hasanlar Baraj Gölü
Düzce-Yığılca yolunun 14.km’sinde Konuralp ve Yığılca ilçesi arasında yer alır. Düzce ovasını sulama amacıyla Küçük Melen üzerine inşa edilmiştir. Bazı düzenlemelerin yapılmasıyla gölü; su sporları (yelken, kürek, göl bisikleti) ve günübirlik taleplere yönelik olarak değerlendirmek mümkündür. Gölün çevresi D.S.İ.’nin mülkiyetindedir.

KAYNAŞLI
İstanbul-Ankara yolu üzerinde, Bolu Dağı’nın Düzce Ovası’yla birleştiği boğazda kurulmuş olan Kaynaşlı’nın tam ortasından D-100 karayolu, kuzeyinden de Anadolu otobanı geçiyor. Aralık 1999 tarihinde Düzce’ye bağlanan Kaynaşlı’nın ekonomisi büyük ölçüde sanayiye dayalı. Yıllık ortalama 50.000 tonu bulan fındık üretimi ilçe ekonomisine önemli katkıda bulunuyor

Topuk Yaylası
Kaynaşlı ilçesi Bıçkıyani Köyü mevkiinde olan Topuk Yaylası D-100 karayoluna 10 km. mesafededir.Topuk Yaylası Göleti geniş platoları ile bir bütünlük oluşturur.Yaylada gençlik ve izcilik ve heryıl geleneksel olarak,Kaynaşlı kaymakamlığınca doğa yürüyüşleri düzenlenmekte, ayrıca yayla göletinde olta balıkçılığı yapılmaktadır.

Kuru Göl

Önce Üç Köprü mevkiinden girerek Kuru Göl’e gidiyoruz. Düzce’den batıya doğru eski E–100 den 10 km yol alıyor ;ibreli çam ağaçları arasında açılmış toprak yoldan içi sazlarla kaplı göle geliyoruz. Çevrede uygun ortamlarda geyik, karaca, tilki, domuz, ayı, çakal, sincap görülebileceğini ekliyorlar. İki saatlik bir yolculuk sonrası, dev metropol İstanbul’dan gelenler için böylesine farklı bir ortam gerçekten etkileyici olabiliyor. Ve bir anda kendinizi gölün kıyısında buluveriyorsunuz. Düzce Valiliği- Kaynaşlı Kaymakamlığı- Off-road il Temsilciliği ile Kuru göl ve çevresinde yapılan Off-Road yarışları ilimizin tanıtılmasında çok büyük katkısı olmuştur ve safari grupları içinde ilk adım olmuştur

NASIL GİDİLİR?
İstanbul veya Ankara gibi kentlerden özel araçla yola çıkanlar otoyoldan ayrıldıktan sonra Kaynaşlı, Bakacak mevkiinden Topuk Yaylasına doğru önceleri asfalt sonra kullanılabilir toprak yol ile gölete gelebilirler. Güzergâh otomobil ve motosikletlere olduğu kadar, 4x4 safari turları için de aktivitelerin uygulanabileceği ideal özellikler taşıyor.
Not: Kaynaşlı - Bakacak'ta çıkıldığında Dipsizgöl - Topuk Yaylası ve Göleti - Kocayayla - Sinekli Yayla - Derdin Yaylaları - Torkul Göleti ve Yaylaları - Odayeri Yaylası - Şehirli Yayla - Unluk Yayla - Yanık Yayla - Pürenli ve Balıklı Yaylalar - Kardüz Yaylasına kadar orman içi yaylalar zinciridir.

SAMANDERE – ÇİÇEKYAYLA TREKKİNG PARKURU

Neden:
• Çoğu insanın artık depremle hatırladığı yerlerden Düzce’nin nasıl güzellikler sakladığını görmek için.
• Bazılarını göremeseniz de Samandere Şelalesi’nin keyfini çıkarmak için.
• Kaynak suları ile tanışmak.
• Orman içinde ormanın sesini ve serinliğini hissederek keyifli bir yürüyüş için
• Düzenlenmiş piknik alanında, güzel bir mola
• Şelalenin karşısında alabalık yemek için...Nasıl:
Düzce’ye vardığınızda, şehir merkezinde gün içinde ihtiyacınız olacak şeyler için bir alışveriş yapmanızda fayda var. Belediye binasının bitişiğindeki itfaiyenin sağından ilerlenip mezarlık geçilince yola devam. Buradan 26 km. sonra şelalenin önündesiniz. Bolu üzerinden de gidilebilir.

Özel ve önemli:
Doğrudan Samandere’ye gidenler bu güzel dereyi ve şelaleyi görüp, piknik yaparak ya da alabalık yiyerek güzel bir gün geçirebilirler. Ama çevrede doğa yürüyüşüne çıkmayı denemesinler, rehbersiz yürünemez.!!! Diğer bir yöntem ise Abant üzerinden beş saatlik bir yürüyüşle Samandere’ye ulaşmak. Bunun için de seyahat acentalarının düzenlediği turlara katılmak gerekiyor. Kendi başına yapılacak bir yürüyüş değil.!!!
Su getirmeyin. Kaynak suyuyla beslenen bir çeşme var. Küçük bir ücretle girilen piknik alanında masalardan yararlanabilirsiniz. Tuvalet de var. Piknik için hazırlıklı gelmediyseniz şelale girişinin 100 m. ötesinde iki kır lokantası var. Havuzlarda bekletilen canlı alabalığın ızgara, tava veya fırında hazırlanmışını salata ve ekmek eşliğinde yiyebilirsiniz. (Alabalık yağsız olduğundan ızgarasını tercih etmeyin, deriz.)

Kamp izni için:
Düzce Orman İşletmesi Milli Parklar Mühendisliği’ne başvurmanız gerekiyor.
Odayeri – Torkul Trekking Parkuru
1500 metre yükseklikte bir göl !

Neden:
1400 – 1500 m.lerde yürümek. Dağın tepesinde kucak açan ıssız göl. Müthiş panoramik bir manzara. Göknar ve kayın ormanları içinde yürümek. Kamp kurmaya uygun.

Nasıl Gidilir:
Önce Düzce’ye, oradan da Beyköy’ün güneyinde Dolay köyüne ulaşılıyor. Dolay köyünden yükseklere doğru tırmanılıp yaylalara ulaşılıyor.
Ne Zaman:
Özellikle yazın uygun. Hem ulaşımı zor hem de oldukça yüksek olduğu için kışın profesyonel trekkingciler dışında pek tavsiye etmiyoruz.
1500 m.ye kadar yükseklerde olacaksınız. Giyiminiz kuşamınız buna uygun olsun. Acentanızdan ayrıntılı bilgi alın, size hava sıcaklığının kaç dereceye kadar düşeceğini söylerler.

Düzce Beyköy’ün güneyinde kalan Dolay köyünden çıkılan 1400 – 1500 m. yükseklikteki bu yaylalar bölgesinde yürüyüş parkuru bazen çayırlık alanlarda, daha çok da Göknar, kayın ormanları içinde uzayıp gidiyor. Ulaşımı oldukça zor olduğu için çok sık gidilen bir bölge değil. Ama gidenler özellikle Torkul yaylasından görünen müthiş panoramik manzaraya hayran kalıyorlar. Torkul ile Odayeri yaylaları arasında bir de göl sürprizi var. Dağların tepelerinde bir küçük göl hoş bir şey doğrusu. Ormangülünün de çok görüldüğü yaylalar özellikle kampçıların tercih ettiği bir yöre. Çok uygun kamp alanları var. Kumanyanıza ya da dönüşte evinize bir lezzet katmak isterseniz Beyköy’den yörenin Çerkez ve Abaza peynirlerini alabilirsiniz. Turlar zaten Beyköy’de alışveriş molası verirler.

Düzce`nin güneydoğusunda, Samandere Köyü sınırları içinde bulunan Samandere Şelalesi şehir merkezine 26 km. mesafede yer alıyor. Doğal oluşum özellikleri nedeniyle Milli Parklar Kanunu gereğince, Orman Bakanlığı tarafından "Tabiat Anıtı" olarak tescil edilen Samandere Şelalesi’nin bulunduğu 500 m.lik dere boyunca, anıt ağaçlar, üç şelale ile bir de Cadı Kazanı adı verilen derin bir bölüm bulunuyor.

Derdin Kaplıcası

Düzce’nin 16 km güneydoğusunda olumlu çevre koşullarına sahip bir vadidedir. Kaynakların çevresi özel idareye aittir. Yörede yol, su şebekesi ve elektrik vardır. Kaynağın debisi 2lt/sn, sıcaklığı 32 C dir. Kaynaklarda otel – lokanta- hamam gibi tesisler yoktur. Kaplıcanın mide,bağırsak,şeker.cilt.kalp ve safra kesesi hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir.İl ekonomisine önemli katkı sağlayacak durumdaki bu potansiyel kaynağın iç ve dış turizme yönelik olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Şimşirlik Kamp Kavran Turizmi
Düzce’ye 18 km uzaklıkta Bey köy’den Uğur Suyu ve Saman dere suyu üzerinden Saman dere Şelalesi Tabiat Anıtına ve oradan da; orman içinden yaylalardan Abant’a giden yol üzerinde her türlü hizmet imkânları vardır. İki dereden gelen suyun birleştiği yerde anıt ağaçların altında, hamakta kitabınızı okurken, dere sularının doğal coşkusunu da yaşarken, yıkanabilir, gezebilir, yürüyüş ve spor yapabilirsiniz. Bisikletinizle de rahatça dolaşabilirsiniz. Orman dokusu ve Köy yolları, su dereleri arasındadır.

Aydınpınar Kaplanoğlu Bungolow Evleri ve Alabalık Tesisleri Karavan Turizmi:

Doğal Köy ortamında Alabalık Tesislerinde, Karavanınızla tatil imkânı bulurken; birbirinden güzel peş peşe 1 km üzerinde 4 ayrı şelaleyi görebilirsiniz. Bu Şelaleler hemen Köy bitimi ve orman içinde Mayısta gelirseniz dağ çileği, Ağustos – Eylül’de gelirseniz böğürtlen, Kasımda gelirseniz kestane, Haziran – Temmuzda gelirseniz Şelale suyunda yıkanırken, fındık ve meyve ürünlerini toplayabilir yürüyüş yapabilirsiniz. Düzce’ye 10 km uzaklıkta Aydın pınar Köyü Düzce’nin sosyal ve kültürel yönünden alt yapısını tamamlayan bir köydür.

Aydınpınar Şelaleleri

Düzce şehir merkezine 10 km mesafededir. Aydınpınar Köyü sınırları içindedir.Gerekli tanıtımın yapılarak İl Turizmine kazandırılması gerekir. Yaklaşık 1 km üzerinde bulunan ayrı ayrı 4 şelale mevcuttur. Şehre ve beldeye yakınlığı ile doğa harikasıdır. Tamamen doğaldır. Doğa yürüyüşleri için uygundur.

YAYLA TURİZMİ
Biribirinden güzel yaylalarıda yayla tırizmi,gençlik turizmi,doğa turizmi,eko turizmi,kamp ve safari turizmi yapılabilir.
Topuk Yaylası ve Göleti:,Sakarca Yaylası.,Doruk(Sinekli) Yaylası,Kocayayla,Şehirliyayla,Odayeri Yaylası
,Torkul Göleti Yaylası,Püren, Balıklı Yaylaları,,Kardüz Yaylası

ŞELALE TURİZMİ

Düzce ili su kaynakları yönünden oldukça zengindir. Su kaynakları kendi bölgemizden doğar, kendi bölgemizde Karadeniz’e dökülür. Bu kaynakların orman içinde birbirinden güzel şelaleler mevcuttur. Güzeldere Şelalelisi bunlardan biridir. En yüksekten akanıdır. (130m)

Samandere Şelaleri (Tabiat Anıtı)

Aydınpınar Şelaleleri,Aktaş Şelalesi.,Sarıkaya Şelalesi.,Saklıkent Şelaleri.,Değirmenaltı Köyü Şelalesi,Çıraköprü Şelalesi
GÖL TURİZMİ

Alternatif Göl Turizmi, Sportif Su Sporları, olta balıkçığı, kamp, karavan, piknik ve mesire turizmine yönelik göl ve göletler.

Kurugöl,Topuk Yaylası Göleti,Efteni Gölü,Hasanlar Baraj Gölü,Karagöl,Torkul Yaylası Göleti,Dipsizgöl

MAĞARA TURİZMİ

Düzce mağara yönünden oldukça zengindir.Yığılca’da Sarıkaya,Gökçeağaç,Aksu,Çamlı,Yağcılar Mağarası, bunlardan en büyüğü Sarıkaya Mağarası; Akçakoca’da Fakıllı Mağarası,Yeni Mahalle Mağarası,Konuralp’de Avuçiçi ve Kurtsuyu Mağaraları bulunmaktadır.

KANO VE RAFTİNG TURİZMİ
Cumayeri ilçemiz, Dokuzdeğirmen köyünde; Büyük Melen’de Şubat-Haziran aylarında profesyonelce rafting ve kano yapılmaktadır. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce pilot bölge seçilmiştir.Şubat ve Mayıs aylarında özelliklede Nisan ve Mayıs aylarında yoğun bir şekilde rafting ve kano yapılmaktadır. 13 kilometre parkuru ve alt yapısı mevcuttur.Valiliğimizce de Cumayeri Dokuzdeğirmen’de gerekli tesisler yapılmıştır.

KIŞ TURİZMİ
Gölyaka ilçemize 28km uzaklıktaki Kardüz Yaylası, Kış Sporları için uygundur. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce etüdü yapılmıştır. Bakanlığımıza raporları 2007 itibariyle bildirilmiştir.Kardüz Yaylasında orman kadastro çalışması tamamlandıktan sonra, bakanlığımız kış turizmi için çalışmalar başlatacaktır.2003 yılında Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile yaptığımız çalışmalarda uygunluk raporlarımızda mevcuttur. Yazın yayla, çim kayağı turizmi ve kışın kış sporları için uygundur.

GOLF TURİZMİ
Gölyaka Kültür Parkı Sayın Bakanımızın 14.09.2005 Düzce ziyareti sırasında bizzat Gölyaka Kültür Parkını yerinde inceleyip talimatını verdiği Golf sahamız Bakanlığımız ve Valiliğimizce alt yapı çalışmaları tamamlandı..Gölyaka Kültür park’taki 790m2 lik saha 30.06.2007 tarih ve 26568 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren ve Bakanlar Kurulunun 2007/ 12286 sayılı kararı ile turizm merkezi ilan edilmiştir

20 Ocak 2013 Pazar

Düzce Tarihi 11

DÜZCE İLİ KÜLTÜR VE TURİZİM
Kültür ve Turizm
Konuralp Müzesi içinde ise birinci katta bölgede bulunan toprak ve metal eşyalar heykelcikler, ikinci katta silahlar, etnoğrafik değerler, yöresel kıyafetler, gelin odası, ev mekânı cansız manken kompozisyonları ile sergileniyor. Müzede 1789 adet arkeolojik, 456 adet etnoğrafik ve 3837 adet sikke olmak üzere toplam 6082 adet eser bulunuyor. Düzce İlimiz Türk Kültürü özelliği açısından oldukça zengindir. Çünkü burada yaşayan halk Kafkas göçmenleri ve Doğu Karadeniz’den gelen ve yerleşik halktan oluşan insanlarla bir Cumhuriyet şehrimizdir.

KÜLTÜREL DEĞERLERİMİZ

Konuralp Müzesi

Konuralp Müzesi içinde ise birinci katta bölgede bulunan toprak ve metal eşyalar heykelcikler, ikinci katta silahlar, etnoğrafik değerler, yöresel kıyafetler, gelin odası, ev mekânı cansız manken kompozisyonları ile sergileniyor. Müzede 1789 adet arkeolojik, 456 adet etnoğrafik ve 3837 adet sikke olmak üzere toplam 6082 adet eser bulunuyor.

YÖRE MUTFAĞI

Düzce İlimiz Türk Kültürü özelliği açısından oldukça zengindir. Çünkü burada yaşayan halk Kafkas göçmenleri ve Doğu Karadeniz’den gelen ve yerleşik halktan oluşan insanlarla bir Cumhuriyet şehrimizdir.

Çerkezlerin Çerkez Tavuğu, Lepsisi, Mamursası ile Halujları

YÖRESEL EL SANATLARI

El sanatlarıyla ilgili pek çok gelişmiş iş yeri, atölye ve Tarım Bakanlığına bağlı El Sanatları Kooperatif Merkez Okulu vardır. Unutulan veya gündemdeki yöresel el sanatları ile ilgili her türlü işlemecilik vardır. Ayrıca satış reyonları da mevcuttur. Özellikle ağaç sanayi gelişmiş olduğu için; ağaç üzerine her türlü işlemeler, yapılar mevcuttur. Bakacak yöresinin ‘çotora’ denilen ağaçtan yapılma su testileri,sehpalar,çeşitli süs eşyaları başlıcalarıdır.Ankara-İstanbul yolu üzerinde tesislerde bunların pazarlaması yapılmaktadır.

Ayrıca silah sanayi de özellikle av tüfeklerinde ve tabanca işlemelerinde tanınır. El yapımı silah işlemeciliği ve el yapımı av tüfeklerinde de, silahta da oldukça gelişmiştir.

YÖRESEL GİYSİ VE OYUNLAR
Geleneksel özellikte halk giysileri,günlük yaşamda artık kullanılmamaktadır.Özgün giysilere ancak dağ köylerinde rastlanmaktadır.Halk müziği aletlerinin en yaygın olanı kemençedir.

YÖREYE ÖZGÜ ÜRETİM
Düzce’nin tütün ve çimen kolonyaları yörenin spesiyaliteleri arasında en tanınmış olanıdır.

YÖRESEL TARIM ÜRÜNLERİ
Kestane, kestane balı,acı bal,süt ürünleri (Abhaz,Çerkez peyniri,isli peynir) ,dağ çileği ve reçeli,böğürtlen ve reçeli,ıhlamur.Karadeniz’den gelen ve yerleşik r Cumhuriyet şehrimizdir.

AKÇAKOCA

Bölgede yapılan kazılar sonucu bulunan antik eserler M.Ö. 1200 yıllarında Trakya yolu ile Anadolu’ya geçen Trak Kabilelerine ait olduğu tahmin ediliyor. Romalılar ve Bizanslılar döneminde Diapolis adını taşıyan Akçakoca 13. asırda 4. Haçlı Seferleri sırasında Cenevizlilerin eline geçmiş. Osmanlıların Anadolu’ya gelmeleri ile başlayan dönemde, Türklerin akınlarına dayanamayan Ceneviz ve Bizanslılar yöreyi terk etmek zorunda kalmışlar. Akçakoca’nın zapt edilmesi 1323 yılında Orhangazi’nin komutanlarından Akçakoca Bey tarafından gerçekleştirilmiş. 1692’ye kadar Bolu Sancak Beyliği’ne bağlı bir voyvodalık halinde idare edilen Akçakoca, 23 Haziran 1934 tarihinde ilçe olmuş.

Tarihi Ceneviz Kalesi

Kalenin batısı ve doğusunda bulunan plajlar ve kale etrafında bulunan çay bahçesi sayesinde hiç yalnızlık çekmiyor. Konumu itibariyle yıl boyunca ziyaretçi akınına uğrayan kale moloz taşlarla bir burun üzerine inşa edilmiş. Kesin kanıt olmamakla beraber Cenevizliler tarafından yapıldığı söylenen kale günümüzde mesire yeri olarak kullanılıyor

Fakıllı Mağarası
Fakıllı Mağarası Akçakoca İlçe’si Fakıllı Köyü’ndedir. Akçakoca ilçe merkezine 8 Km. mesafededir. Halen doğal özellikleri taşıyan mağaranın içinde çeşitli yönlere giden galeriler ve yoğun ilgi çeken sarkıt ve dikitler vardır.Birinci derecede doğal sit alanıdır.Mevcut düzenlemelerle ziyarete açıktır. Akçakoca Kaymakamlığımızca Fakıllı Mağarasının turizme kazandırılması çalışmaları yapılmış; Bakanlığımızca ortak çalışma devam etmektedir.2007 yılı için Valiliğimiz İl Özel idaresinden ödenek ayrılmış olup, çevre düzenlemesi ve altyapısı ıslah çalışmaları devam etmektedir

Plajlar
Kalenin sağı ve solunda iki küçük koy ve kumsallı plajlar yer alıyor. “Yalıyarlar” olarak isimlendirilen plaj, baklava misali kat kat dizilmiş kaya oluşumu ile dikkat çekiyor. Diğer plaj ise daha uzun kumsalı, sahile gelenlerin ihtiyaçlarını karşılayacak üniteleri ile rağbet görüyor. 30 km.’lik kıyı bandına sahip Akçakoca da Martı, Tersane, Bulaklı, Köy Hizmetleri, Değirmenağzı, Çınaraltı ve Çuhalı plajları ilçe merkezi içinde oluşları nedeniyle daha fazla konuk ağırlarken, sakin yer arayanların tercihi ise Çayağzı, Kumpınar, Akkaya Köyü, Edilli Ağzı Plajı, Melenağzı Köyü Plajı, Karaburun Köyü ve Plajları oluyor. Melen çayının denize döküldüğü yere ismini veren Melenağzı’nda, su çok sığ. Özellikle çocuklarıyla tatil yapanlar

NASIL GİDİLİR VE NE YENİR:
Ankara ve İstanbul yönünden gelenler için Akçakoca geniş ve rahat yollarla kolay ulaşım sağlanıyor. Güzergâh boyunca aşırı hıza uygun olmayan iniş ve çıkışlara rastlanıyor. Akçakoca Düzce'ye 37 km lik asfalt yol ile bağlı. Akçakoca'nın, kent girişini anımsatan yolu tatil merkezine yakışan güzellikte. Çevre yolu estetik ve kullanışlı, yayla yolları bile araçla kullanılabilir düzgünlükte, çevre ilçelere, mesire yerlerine asfalt yollarla bağlanıyor. Akçakoca sahil boyunca uzanan çınarların gölgesinde uzanan yürüyüş bandı, yaz aylarında araç trafiğine kapatılıp, rahat ve güvenli bir gezi alanı olarak kullanıma sunuluyor

Düzce Tarihi 10

Makaleler ve Sempozyumlar:
1247-1277 Tarihli Kayseri Müfredat Programına Göre Kayseri ve Tabi Yerleşim Yerlerinde Nüfus Dağılımı 1831-1860, Acta Viennesia Ottomanica, Wien, Aralık 1999, p.199-207.
2. 17. ve 18. Yüzyıllarda Kayseri Kadı Sicillerine Göre Zımmiler Üzerine Bazı Düşünceler, XII. Milletlerarası Osmanlı Öncesi ve Osmanlılar Dönemi Sempozyumu, 9-13 Eylül 1996, Prague.
3. Anadolu’da Nevruz Örneklemeleri, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Yayınları, Kahramanmaraş 2003, s. 7-20.
4. Anadolu’dan Türkistan’a, VI. Türk Devlet ve Toplulukları, Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı Bildirileri, Ankara Temmuz 1999.
5. Âşık Paşa’ya Göre Birlik ve Beraberliğin Önemi, Türk Yurdu, S. 113, Ocak 1997, s. 26-31.6. Atatürk’e Göre Milliyetçilik ve Bağımsızlık, III. Uluslararası Atatürk Sempozyumu, 3-6 Ekim 1995, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti.
Atatürk'ün Diğer Liderlerle Mukayesesi, Silahlı Kuvvetler Dergisi, S. 318, Ankara 1988, s. 215-228.
8. Bir Abide Şahsiyet: Prof. Dr. Bahaeddin Ögel, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayını, İstanbul 1995, s. 97-104.9. Bosna Hersek ve Batı Medeniyetinin İnsanî Boyutu, Türk Yurdu, S. 85, Eylül 1994, s. 53- 56.
Cemiyetimizde Köroğlu Tipi, Bolu’da Halk Kültürü ve Köroğlu Uluslar arası Sempozyumu, 11-12 Ekim 1997, Bolu İzzet Baysal Üniversitesi Yayınları, Bolu 1998.
Cumhuriyet ve Temel Ülküleri, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 14, Yıl: 2003/1, Kayseri, s. 5-9.
Cumhuriyetimizin Derinlik Boyutu, Türkeli Dergisi, Sayı: 4, s. 14-17, Kayseri 1999.
13. Cumhuriyetin Derinlik Boyutu, 75. Yıl Armağanı, Kayseri 1999.
Cumhuriyetin Kurucularında Millet ve Milliyetçilik, Türk Dünyası Araştırmaları, S. 66, İstanbul 1990, s. 31-60.
15. Çanakkale Muharebeleri-Osmanlı Devleti ve Dış Dünya Bakımından Sonuçları, Çanakkale Muharebelerinin 82. Yıl Sempozyumu, 18 Mart 1997, Mersin.
Damad İbrahim Paşa (1662-1730), Nevşehir Valiliği ve Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından düzenlenen panelde sunulmuştur.
17. Emperyalizm ve Ön Asya, Beşinci Askerî Tarih Semineri Bildirileri II, 23-25 Ekim 1995, Ankara Genel Kurmay Basımevi, 1997, s. 300-308.
Fetih Öncesinde ve Sonrasında Sivas, Selçuklular Döneminde Sivas Sempozyumu (29 Eylül-01 Ekim 2005), Sivas.
Halifelik Müessesesinin Tarihî Gelişimi ve Kaldırılması, Erciyes Dergisi, S. 143, s. 14-18, Kayseri.
İrfan Dünyamızın Zirvesi Ali Emîrî Efendi, Diyarbakır.
İstanbul’un Fethinin 550. Yıl Dönümü Münasebetiyle, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 14, Yıl: 2003/1, Kayseri, s. 3-4.
Kayseri / Akçakaya’dan İstanbul’a Sakıp Sabancı, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 16, Yıl: 2004/1, s. 1-3.
23. Kayseri Yöresindeki Aşiretlerin İskânı Hakkında, I. Kayseri ve Yöresi Tarih Sempozyumu, 11-12 Nisan 1996, Kayseri 1997, s. 193-205.
Kul Gelip Paşa Gidenler, Kayseri.
Lozan Barış Antlaşması İle İkili Anlaşmalarda Türk ve Rum Azınlıkların Statüsü, Askeri Tarih Bülteni, S. 39, Ağustos 1995, s. 1-11.
M. Kemal Paşa'nın Kendisine Müşirlik Rütbesi ve Gazilik Ünvanı Verilmesi Dolayısıyla Annesi ile Mektuplaşması, Silahlı Kuvvetler Dergisi, S. 307, s. 34-39, Ankara, 1987.
Mancusunlu Mustafa Remzi Cebeci Bey (1886-1961), IV. Kayseri ve Yöresi Tarih Sempozyumu (10-11 Nisan 2003), Kayseri 2003, s. 351-359.
Mehmed Âkif Ersoy ve Hakkın Sesleri, Ölümünün 60. Yılında Mehmet Akif Ersoy Sempozyumu, 25 Aralık 1996, Yayın yeri ve Tarihi: Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayını, S. 8, Kayseri, 1999, s. 85-96.
Mehmet Âkif Ersoy’a Göre Doğu’nun Geri Kalmışlığının, Batı’nın Gelişmişliğinin Eğitim-Öğretim İle İlişkisi, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 18, Yıl: 2005, Kayseri.
30. Mehmet Akif’e Göre Osmanlı Cemiyetini Oluşturan İnsan Tipleri ve Bunların Balkan Savaşı’nın Sonuçlarına Bakış, Ölümünün 59. Yılında Mehmet Akif Ersoy Paneli, 27 Aralık 1995.31. Millî Mücadele Döneminde Faaliyet Gösteren Felah Grubu, Türk Dünyası Tarih Dergisi, S. 37, İstanbul 1990, s. 4-11.
Millî Mücadele'de Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Kuva-yı Milliye İçin Nakdî Yardım Göndermesi, Türk Yurdu, S. 22, İstanbul 1988, s. 20-23.
33. Osmanlı Devleti’nin Kuruluşunun 700. Yıldönümü Kutlamaları Hakkında, Türk Dünyası Kurultayı, Denizli 1999, Yayın yeri ve tarihi: Ankara Ocak 2000.
34. Osmanlı Toplumsal Hayatına Ait Tesbitler (Kayseri ve Yöresi), Türk Yurdu, S. 148-149, Aralık 1999-Ocak 2000, s. 134-139.
Osmanlı Toplumsal Hayatında Vakıflar, Vakıflar Bölge Müdürlüğü ve Niğde Üniversitesi Rektörlüğü tarafından düzenlenen Vakıflar Haftası’nda sunulmuştur.
Sadri Maksudi Arsal’ın Türk Soyu ve Orta Asya Türk Devletleri Hakkında Düşünceleri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kuruluş ve Gelişmesine Hizmeti Geçen Türk Dünyası Aydınları Sempozyumu 23-26 Mayıs 1996, Kayseri, s. 363-371.
Selçuklu Devri Kaynakları Olarak Vakfiyeler, Kayseri Vakıflar Bölge Müdürlüğü, XX. Vakıflar Haftası, Kayseri 2003, s. 19-23.
Selçuklular Döneminde Sivas Sempozyumuna Dair Notlar (29 Eylül-01 Ekim 2005).
Suriye’deki Türk Varlığına Dair Gözlemler, Polis Dergisi, Sayı: 38, Ankara 2004, 7 sayfa.
Tarih Bölümü Güneydoğu Anadolu Gezisi Notları (16-20 Mayıs 2005).
41. Türk Devlet Geleneğine Göre Devlet Başkanının Özellikleri ve Görevleri, Prof. Dr. Bahaeddin Ögel Anma Programı, 7 Mart 1995, İnönü Üniversitesi, Prof. Dr. Abdulhaluk M. Çay Armağanı, C. I, Ankara 1998.42. Türk Dünyası’nın Dünü ve Bugünü Hakkında, Bahaeddin Ögel’i Anma Sempozyumu, 3 Haziran 1993, Fırat Üniversitesi, Elazığ.43. Türk İnkılabı Öncesinde ve Sonrasında Kadınımız ve Ailemiz, 75 Yıl Armağanı, Kayseri 1998, Yayın yeri ve tarihi: Kayseri Ekim 1999.
Türkçeci Bir Bilge Önder Şeyh İbrahim Tennûrî, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 11, Yıl: 2001, Kayseri, s. 39-60.
Türkçeci Bir Bilge Önder Şeyh İbrahim Tennurî, Uluslararası Türk İnanç Önderleri Kongresi 23-28 Ekim 2001, Türksev Yayınları, Ankara 2002, s. 557-582.
Türkiye-Pakistan Dostluğunun Millî Mücadeledeki Tezahürleri, Türk Dünyası Tarih Dergisi, S. 37, İstanbul 1990, s. 42-49.
Türklerde Hakimiyetin Tarihî Temelleri, Milli Hakimiyetin İktisadi, Sosyal ve Kültürel Temelleri Sempozyumu Tebliğleri, Türk Kooperatifçilik Kurumu Yayınları, Ankara 1994.
48. Vakıf ve Kayseri’de Paşa Vakıfları, III. Kayseri ve Yöresi Tarih Sempozyumu (6-7 Nisan 2000), Kayseri 2000, s. 315-324.
XII. Yüzyılda Doğu ve Batı Dünyasının Genel Görünümü, Fırat Üniversitesi Beleg Gazi ve Dönemi Sempozyumu, Ekim 2004, Elazığ.
XIX. Yüzyılda Pazarlar, Hanlar ve Mesleklerin Toplumsal Dağılımı (Kayseri Örneği), III. Uluslararası Ahilik Kültürü Sempozyumu, Kayseri 2004.
Yeni Bir Dünya Görüşü Olarak Atatürkçülük, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 17, Yıl: 2004/2, Kayseri, s. 1-8.
52. Yeni Dünya Düzeninde Türk Devlet ve Topluluklarının Yeri, 5. Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı, 11-13 Nisan 1997, İstanbul.53. Ziya Gökalp’in Üç Teklifinin (Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak) Türkiye Cumhuriyeti’nde Uygulanması, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S. 5, Kayseri 1994, s. 69-75.54. Ziya Gökalp'te Vatan Kavramı, E. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S. 4, Kayseri 1991, s. 443-452.

Düzce Tarihi 9

Düzce Redif Taburu Ümera ve Zâbitânı: Hassa Ordu-yı Hümayununa mensup birinci Bursa Fırka-i Askeriyesinin ikinci İzmit livasının Bolu dördüncü alayının ikinci Düzce Taburu: Binbaşı Mehmed Es’ad Efendi: 4. dereceden Mecidî Yunan madalyası,

Kolağası Hüseyin Nuri Efendi: 4. dereceden Osmanî, 4. dereceden Mecidî Plevne ve Yunan madalyaları,

Tabur kâtibi: Osman Hâlit Efendi: Yunan madalyası sahibidir.

a. Birinci Bölük: Yüzbaşı Mehmed Efendi: 5. dereceden Mecidî Girit, Rusya ve Yunan madalyaları. Mülazım-ı Evvel: münhal. Mülazım-ı Sani: Abdülkâdir Efendi: 5. dereceden Mecidî Yunan madalyası sahibidir.

b. İkinci Bölük: Yüzbaşı Mehmed Emin Efendi: Rusya ve Yunan madalyaları sahibidir. Mülazım-ı Evvel: Şükrü Efendi: Yunan madalyası sahibidir. Mülazım-ı Sani: İbrahim Edhem Efendi: Yunan madalyası sahibidir.

c. Üçüncü Bölük: Yüzbaşı Salih Ağa: Yunan madalyası sahibidir. Mülazım-ı Evvel: Yakup Efendi: 5. dereceden Mecidî Yunan madalyası sahibidir. Mülazım-i sani: Osman Efendi: Yunan madalyası sahibidir.

d. Dördüncü Bölük: Birinci Yüzbaşı: Mustafa Efendi: Girit ve Yunan madalyaları sahibidir. İkinci Yüzbaşı: Hüseyin Efendi: Girit ve Yunan madalyaları sahibidir. Mülazım-ı sani: Mehmed Emin Efendi: Gümüş, İmtiyaz ve Yunan madalyaları sahibidir[27].

1899 Tarihli Kastamonu Vilâyet sâlnâmesi basılıp yayınlanacağı sırada Kastamonu’yu şereflendiren ANADOLU VİLÂYÂT-I ŞAHANESİ Genel Müfettişi, Yaver-i Ekrem Hazret-i Şehriyâri, Devletlu Şakir Paşa Hazretleri ile beraberindeki memurlarını tebriken ve ilâveten isim ve rütbeleri aşağıda gösterilmiştir[28]:
Memuriyet Esami Rütbe Tarihi İmtiyaz-ı Osmanî Tarihi Mecidî Tarihi
Müfettiş Şakir Paşa Müşir - Murassa - Murassa -
1. Maiyet memuru Şura-yı Devlet üyelerinden Dâniş Bey Efendi Bâlâ 9 Ramazan 1315 (M. 1897) 3 25 R. Ahir 1304 (M. 1886) 4 7 Şevval 1299 (M. 1882)
2. Maiyet memuru Tahran Büyükelçiliği müsteşarı Hasib Bey Efendi Ulâ Evveli 9 Zilkade 1897 3 10 Şevval 1885 3 7 Recep 1885
Yardımcı Şura-yı Devlet Maliye dairesi üyesi Mavro Kuridato Efendi Ulâ sanisi 9 Ramazan 1897 - - - -
1. Mukayyit Abdülvehhâb Rüştî Efendi Mütemayiz - - - 4 -
2. Mukayyit Tevfîk Efendi Mütemayiz - - - - -
Tahrirat Kâtibi Hakkı Efendi Salise - - - - -
Müsevvid Rıza Efendi - - - - - -
Refîk Abdullah Efendi Rabia - - - - -
Doktor İbrahim Efendi Sağ Kolağası - - - - -

* Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi
[1] Türkiye Ansiklopedisi, C. 2, s. 204; C. 6, s. 155, Ankara 1958.
[2] Hasan Duman, “Osmanlı Sâlnâmeleri ve Nevsâlleri Bibliyografyası ve Toplu Kataloğu”, C. 1, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1999, Önsöz, s. XVIII.
[3]Faruk Çoban; H. 1317 (M. 1899) Tarihli Kastamonu Vilâyet Sâlnâmesinin Transkripsiyon ve Değerlendirilmesi, Yöneten: Yrd. Doç. Dr. Hava Selçuk, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Kayseri 2006, s. 274-277.
[4] Faruk Çoban; a.g.e., s. 298.
[5] Faruk Çoban; a.g.e., s. 299-300.
[6] Uğur İnan; H. 1311 (M. 1893) Tarihli Kastamonu Vilâyeti Sâlnâmesinin Transkripsiyon ve Değerlendirilmesi, Yöneten: Yrd. Doç. Dr. Şakir Batmaz, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Kayseri 2005, s. 241-242, Faruk Çoban; 1899 Tarihli Kastamonu Vilâyet Salnâmesi, s. 309-311.
[7] Uğur İnan; a.g.e., s. 243.
[8] Faruk Çoban; a.g.e., s. 335.
[9] Faruk Çoban; H. 1288 (M. 1871) Tarihli Kastamonu Vilâyet Sâlnâmesinin Transkripsiyon ve Değerlendirilmesi, Yöneten: Yrd. Doç. Dr. Hava Selçuk, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Kayseri 2006, s. 81-82.
[10] Faruk Çoban; a.g.e., s. 93.
[11] Faruk Çoban; a.g.e., s. 98.
[12] Faruk Çoban; a.g.e., s. 114.
[13] Faruk Çoban; a.g.e., s. 115.
[14] Faruk Çoban; a.g.e., s. 119.
[15] Faruk Çoban; a.g.e., s. 126.
[16] Faruk Çoban; a.g.e., s. 136.
[17] Faruk Çoban; a.g.e., s. 149.
[18] Uğur İnan; a.g.e., s. 236-240.
[19] Faruk Çoban, 1899 Tarihli Kastamonu Vilâyet Sâlnâmesi, s. 214-218, 345.
[20] Faruk Çoban; a.g.e., s. 346-347, Duhan=Tütün, Ağnam=Koyun, Â’şar=Ürünün onda biri, Bedel-i Askeri=Paralı askerlik demektir.
[21] Faruk Çoban; a.g.e., s. 348-349.
[22] Askerî emekliler, dul ve yetimleri
[23] Çeşitli hisseler
[24] Orman ve madenler
[25] Özlük maaşları
[26] Faruk Çoban; a.g.e., s. 352-353.
[27] Faruk Çoban; a.g.e., s. 218-219.
[28] Faruk Çoban; a.g.e., s. 354-355.
PROF. DR. MUSTAFA KESKİN
1949 yılında Düzce’de doğdu.
1974 yılında D.T.C. Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu.
Adalet Bakanlığında, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı orta öğretim kurumlarında ve Gazi Eğitim Enstitüsü Tarih Öğretmenliği görevlerinde bulundu.
1978’de yüksek lisansını, 1985’te doktorasını tamamladı. 1987’de Erciyes Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'ne atandı. 1991’de doçent, 1996’da profesör oldu.
1993’ten başlayarak Fakültesinde idarî görevlerde bulundu. Rektörlüğe bağlı Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanlığında, Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanlığında ve Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğünde bulundu.
Prof. Dr. Mustafa Keskin, hâlen Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurum muhabir üyesi, YURT-KUR üniversite temsilcisidir.
Sicill-i Osmanî, Türk İnkılabı ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, Atatürk’ün Millet ve Milliyetçilik Anlayışı, Kayseri Müfredat Defteri, Hindistan Müslümanlarının Millî Mücadelede Türkiye’ye Yardımları, Geçmişteki İzleriyle Kayseri adlı basılı kitapları, bilimsel dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi vardır. Halen “Sicill-i Osmanî Zeylleri” adlı 19 ciltlik eserin transliterasyonu projesi yürütücüsüdür.
Lisans ve lisans-üstü programlarda ders vermekte ve tez yönetmektedir. Evli ve 2 çocuk babası olan Prof. Dr. Mustafa Keskin, İngilizce ve Arapça bilmektedir. 16 MAD Tımar-ı Velçetrin
YayınlarıKitaplar:
Atatürk’ün Millet ve Milliyetçilik Anlayışı, Atatürk Araştırma Merkezi Yayını, Ankara 1999.
Kayseri Nüfus Müfredat Defteri (1831-1860), Kayseri Büyükşehir Belediyesi Yayınları, Kayseri 2000, XVII+232 sayfa.
Mehmet Zeki Pakalın tarafından yazılan Sicill-i Osmanî Zeylleri (16 Cilt) ile ilgili projeyi yürütmektedir. Proje, 2005 yılında tamamlanmış olacaktır.
Millî Mücadele'de Hint Müslümanları'nın Türkiye'ye Yardımları 1919-1923, Erciyes Üniversitesi Yayını, Kayseri 1991.
Sicill-i Osmani, C. I, II ,IV/I ,IV/II, Sebil Yayınevi, İstanbul, 1995, 1996, 1997, 1998.
Türk İnkılap Tarihi,Ufuk Kitabevi, Kayseri, 1995.
Geçmişteki İzleriyle Kayseri, Erciyes Üniversitesi Yayınları, Kayseri 2006.

Düzce Tarihi 8

1. Kaymakamlık: Kaymakam: Süleyman Hıfzî Efendi, 9 Şaban 1892’de Saniye rütbesini, 16 Safer 1894’te Dördüncü dereceden Osmanî nişanını almıştır. Nâib: Mehmed Rüştî Efendi, Mal Müdürü: Ahmed Rif’at Bey, Müftü: Ahmed Şevki Efendi.
2. İdare Meclisi: Reis: Kaymakam Bey, Tabii Üyeler: Nâib Efendi, Mal Müdürü Bey, Müftü Efendi, Seçilmiş Üyeler: Halit Efendi, Hüseyin Bey, Hacı Mehmed Ali Ağa, münhal, Tahrirat Kâtibi: Mehmet Âkif Efendi.
3. Bidayet Mahkemesi: Reis: Nâib Efendi, Üyeler: Şakir Efendi, Hacı Rıza Efendi, Ali Osman Efendi, Mustafa Efendi, Kâtib-i Evvel: Kâmil Efendi, Kâtib-i sani: Halil Rahmi Efendi, Sorgu Hakimi Yardımcısı: Tahir Efendi, Sözleşmeler yazıcısı: Mehmed Tevfik Efendi, Mahkeme-i Şer’iyye Kâtibi: Emrullah Efendi, Eytam Müdürü: İsmail Efendi
4. Mal Kalemi: Mal Müdürü: Ahmed Rif’at Efendi, Yardımcısı: Ferhat Sırrı Efendi, Refiki: Ali Şefik Efendi, Sandık Emini: Ahmed Rif’at Efendi
5. Nüfus Kalemi: memur: Hacı Mehmed Efendi, kâtip: Mustafa Efendi.
6. Orman İdaresi: Süvari memuru: Hacı İshak Bey, Piyade korucusu: Hacı Ali Bey, Ondalık memuru: Ahmed Hilmi Efendi, Melen Ondalık memuru: Mehmed Raif Efendi, Piyade korucusu: Ahmed Ağa, Akça Şehir birinci sınıf Piyade korucusu: Hüsnü Efendi, Akça Şehir ikinci sınıf Piyade korucusu: Hasan Ağa, Akça Şehir Tezkere yazıcısı: Hüseyin Efendi, Akaya ondalık memuru: Mehmed Efendi
7. Belediye Meclisi: Reis: Hacı Mahmud Ağa, Üyeler: Kasapzâde Mehmed Efendi, Hacı Ali Efendi, Kocabaşzâde Osman Efendi, kâtip ve sandık emini: Arapkirlizâde Ziya Bey
8. Ziraat Bankası Muhasebe Sandığı: Reis: Hacı Rıza Efendi, Muhasebe kâtibi: Yusuf Celalettin Efendi, Üyeler: Hacı Ali Efendi, Mehmed Efendi, Kürt Hasan Ağa
9. Maarif Meclisi: Reis: Hacı İshak Bey: 6 Şaban 1876 tarihli Istabl-ı Âmire, 18 Zilhicce 1877 tarihli üçüncü Osmanî, 19 Şevval 1876 tarihli beşinci Mecidî iftihar ve gümüş madalyaları sahibidir. Üyeler: Hamdi Bey, Elhas Efendi, Mehmed Cemalî Efendi, Nuri Efendi, Ali Osman Efendi ve kâtip: Ferhat Efendi
10. Telgraf ve Posta Memurları: Telgraf ve Posta memuru: Yusuf Efendi, Çavuş: Davut Ağa, Çavuş: Tahir Ağa
11. Ticaret ve Ziraat Odası: Reis: Rıza Efendi, Üyeler: Ali Osman Efendi, Mehmed Efendii
12. Muhacir Komisyonu: Reis: Anteplizâde Mehmed Efendi, Üyeler: Ahmed Efendi, Ali Osman Efendi, kâtip: Ferhat Efendi
13. Tekel İdaresi: Müdür: Andon Tomalivas Efendi, muhasebeci: John Oramîdîs Cohen Efendi, muhasebeci yardımcısı ve sandık emini: Jan Tercman Efendi, Anbar memuru: Lacotopolu, Türkçe yazışmalar kâtibi: İsmail Hakkı Efendi, Dava Vekili: Salih Sabit Efendi, Ziraat kâtibi: İbrahim Hilmi Efendi
14. Ziraat Kalemi: Ziraat kâtibi: Ömer Lütfü Efendi, Tahrir memuru: Yorgi Efendi, Tahrir memuru: Mehmed Zebur Efendi, Tahrir memuru: Agop Efendi
15. Muhafaza Kalemi: Süvari Kolbaşısı: Şevket Bey, Dokuz adet süvari kolcusu, Piyade Kolbaşısı: Hasan Efendi, üç adet piyade kolcusu
16. Çilimli Tekel İdaresi: Memur: Apostol Aynalı Efendi, Anbar memuru: Markidis Efendi, Tahrir memuru: Ferhat Efendi, Tahrir memuru: Afestimyâdi ve iki süvari kolcusu
17. Bazı Memurlar: Tapu kâtibi: Hasan Efendi, Zabıta memuru: Arslan Bey
18. Ortaokul: Birinci Öğretmen: Nâzım Efendi, İkinci Öğretmen: Hacı Hüseyin Efendi, Rik’a muallimi: Zekeriya Efendi, öğrenci sayısı: 91.
19. İlkokullar: Birinci Öğretmen: Kâmil Efendi, İkinci Öğretmen: Hafız Raşit Efendi, Kapıcı: Hamit Ağa, öğrenci sayısı: 100, öğretmen: Hacı Yakup Efendi
20. Akça Şehir Nahiyesi: Müdür: Mehmed Tal’at Efendi, Nâib: Kâmil Efendi, Sandık Emini: Hamdi Efendi, Zabıta memuru: İzzet Bey, kâtip: Mehmed Kâmil Efendi, Tapu kâtibi: Mehmed Fevzî Efendi, Vergi kâtibi: İsmail Efendi
21. Akça Şehir Belediye Meclisi: Reis: Sürmeneli Mehmed Efendi, Üyeler: Mehmed Efendi, Mehmed Fevzî Efendi, Ali Efendi, Mehmed Hüsnü Efendi, kâtip ve sandık emini: Mehmed Efendi
22. Akça Şehir’de Bazı Memurlar: Kereste memuru: Yüzbaşı Servet Efendi, Liman Reisi: Mehmed Efendi, Karantina memuru, Mehmed Efendi, Telgraf memuru, Kâmil Efendi, Rüsumat memuru: Salih Efendi, Duyûn-ı Umumiye memuru: Mehmed Ruhi Efendi, Tekel memuru: İslikîdi Efendi
23. Akça Şehir Orta Okulu: Muallim Halil Hulusi Efendi, Sülüs Muallimi: Hafız Mehmed Efendi, öğrenci sayısı: 26.
Düzce Kazasının Nüfus Dağılımı:
Müslüman Rum Ermeni
Erkekler Kadınlar Erkekler Kadınlar Erkekler Kadınlar
16.678 15.645 56 41 80 20

Akça Şehir Nahiyesinin Nüfus Dağılımı
Müslüman Rum Ermeni
Erkekler Kadınlar Erkekler Kadınlar Erkekler Kadınlar
3.278 2852 39 26 0 0

1899 tarihi itibariyle Düzce merkeze bağlı 208 köy ve mahalle, Akça Şehir nahiyesine bağlı 53 köy ve mahalle bulunuyordu. Kazanın genel nüfusu 38.714 ve hane sayısı 8.637 idi[19].
Zikredilen sâlnâmede Kastamonu vilâyetinin yeni yıl bütçesinden alınmış genel gelirler arasında Bolu sancağına bağlı Düzce kazasına ait olanlar da verilmektedir. Buna göre[20]:

Kaza Adı Hasılat-ı müteferrika ve emlak-i emiriyye muaccele ve icar hasılatı ve duhan öşrü Maarif ve menafi hisseleri Emlak ve tapu ve mehakim harçları Rüsum-ı mütenevvia ile orman hakkı, kereste ve yol resimleri Ağnam rüsumu ile â’şar hasılatı Emlak ve akar ve temettu’ vergisi ile bedel-i askeri Yekûn
Kuruş Para Kuruş Para Kuruş Para Kuruş Para Kuruş Para Kuruş Para Kuruş Para
Düzce 82000 - 6500 - 187000 - 256000 - 460000 - 444250 - 1435750 -
Kastamonu Vilâyeti’nin 1315 (M. 1899) senesi bütçesinden alınmış, Düzce kazasının genel harcamalar miktarıdır[21]:

Kuruş
Mütekâidin ve eytam ve eramil-i askeriye[22] Bolu merkezde
Jandarma ve Polis Bolu merkezde
Esham-ı mütenevvia[23] Bolu merkezde
Orman ve meadin[24] Bolu merkezde
Maliye ve Vergi ve maaşât-ı zatiye[25] 61294
Dahiliye 31806
Şer’iyye ve Adliye 38169
Yekûn 131769
Kastamonu Vilâyeti Bolu Sancağı, Düzce kazasının 1317 (M. 1901) senesi istatistikine göre bina ve diğer yapıların isimleri[26]:

Bina ve Diğer yapıların isimleri Düzce
Hane (ev) 7986,Dükkân ve mağaza 473,Fırın 43,Han 19,Hamam 3,Değirmen 267,Fabrika -,Matbaa -
,Oda 190,Anbar ve samanlık 8203,Çiftlikler -,Bağ 259,Bahçe 36739,Çayır -,Tarla 36739,Mera 29
,Arsa 295,Orman ve Çalılık 86,Debbağhane -,Camiler ve Mescitler 165,Mektepler 165,Medreseler ve Kütüphaneler 8,Tekye ve zaviyeler 3,Kilise ve manastır -,Kışla ve kamu daireleri -,Karakolhane 1,Çeşme ve sebil -,İmaret 11,Hastane -,Bedesten -,Sağlık ocağı -,Tarım ve tarım dışı arazi 246311
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız