Bu dönemde Akçakoca ve çevresi
ormanlarla kaplı bir yerdi. Halk göçebe bir düzen içinde derme çatma
kulübe ve çadırlarda yaşıyorlardı. Bu bölge, daha uygar bir düzen kuran
Bitinyalılar için cazip görünüyordu. Zipitis, doğa olanaklarından yana
zengin, insan emeğinden yana fakir olan bu geniş alanda kendi adına bir
şehir kurdu. Dia veya Diapolis adları, Akçakoca’nın bilinen en eski
adıdır. Diapolis, Zeüs’ün kenti anlamına da gelmektedir. Dia, Grekçe ve
Latince’de “arasından ayırmak” ya da “iki parçaya ayırmak” anlamlarına
gelmektedir.
Akça sözcüğünün ışıkla ilgisi vardır.
Pisidya tarihi ile ilgili kaynaklarda ve rastlanan Pisidya haritalarında
Dia veya Diapolis adları yer almaktadır. Bir başka kaynağa göre ise
Akçakoca’nın ilk adı Tospolis idi. Şarl Teksiye’nin Küçük Asya adlı
kitabında Akçaşehir’in adı Tospolis olarak geçmektedir.
Makedonya kralı Büyük İskender, İran
hükümdarı III. Dara’ya karşı Asya seferini açtığı zaman, Bitinyalılar la
Heraklialılar savaş halinde idi. (Bolu Salnamesi, 1338, s.224)
Bitinyaya bağlı Akçakoca ile Ereğli arası devamlı savaşların yapıldığı
bir bölgedir. Bölge daha sonra Büyük İskender’in himayesine girdi.
İskender’in Babilde ölmesi üzerine, bölge önce komutanlarından
Antigon’un ve daha sonra da Lazirmark’ın eline geçti. Sezar, Pontos’u
zaptederek Roma İmparatorluğuna kattı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder